13 Aralık 2020 Pazar

Ilhami YAZGAN Kitapları

İlhami Yazgan, eserlerinde ağırlıklı olarak tarihsel araştırmalar, halk kültürü, Alevilik-Bektaşilik ve biyografi konularına odaklanan, aynı zamanda Almancadan yaptığı nitelikli çevirilerle tanınan bir yazardır. 

Kitapları hakkında öne çıkan genel yorumlar ve eser içerikleri şöyledir:

Önemli Eserleri ve Konuları

  • 19. Yüzyılda Alman Şarkiyatçıların Bektaşilik Serüveni: Yazarın en dikkat çeken çalışmalarından biridir. Alman araştırmacıların Bektaşilik üzerine yaptığı incelemeleri derleyerek, bu konudaki Batılı bakış açısını Türk okuruna sunar.
  • Eski Kürt Öyküleri: Sözlü gelenekten gelen anlatıları yazılı literatüre kazandırdığı, halk bilimi açısından değerli bulunan bir derlemedir.

3 Aralık 2020 Perşembe

'‘Atilla Keskin toplumun vicdanıdır, belleğidir, geleceğidir"

Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler

Atilla Keskin 68´lerde Deniz, Hüseyin, Yusuf, Sinan ve daha niceleriyle çıktığı yolculuğu "Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler“ adlı anı-romanında anlatıyor.

Romanı okuyanların yorumlarına bakıyorum.

Yazıların ortak özelliği, okurken insan nutkunun tutuluyor olması!

Nasıl olmasın?

1 Kasım 2020 Pazar

Kavganın ortasında tek başına: Monika Ertl’in Hikayesi

İlhami Yazgan’ın “Monika Ertl, Che’nin İntikamını Alan Kadın” kitabı çıktı. Kitap, Ceylan Yayınları’nda yayımlandı. Araştırmacı-Yazar ilhami Yazgan “Kaybolmuş Bellekler”i kitaplarıyla geri vermeye devam ediyor.

Kimdir?

Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Alaplı ve Kdz. Ereğli’de tamamladı. 1970’li yıllarda devrimci gençlik hareketinin içerisinde yer aldı. 1980 yılında Almanya’ya yerleşti. Köln Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. 1990 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde araştırma ve inceleme yazıları kaleme aldı. Alman arşivlerinde yaptığı araştırmalardan yola çıkarak, Anadolu coğrafyasına özgü inanç ve kültür kaynaklarını çeviri, yazı ve kitaplarıyla bilince çıkarttı. Franz Babinger, Leopold Schefer ve Felix von Luschan, Georg Jacob gibi bilim dünyasınca bilinen Alman oryantalistlerin çalışmalarını Türkçeye kazandırdı. 1985 yılından bu yana çeşitli gazete ve dergilerde araştırma ve inceleme yazıları kaleme almakta.

14 Haziran 2020 Pazar

Hamburg’ta güzel ve zarif bir kadın

Che, Bolivya’daki gerilla grubunda bulunanlara bir kez şöyle demişti:
"Mücadelenin bu türü bize, insan soyunun en üst aşamasına olan devrimciliğe erişme olanağı veriyor, ama aynı zamanda, eksiksiz insan olmamızı sağlıyor. Bu aşamalara ulaşamayacak olanlar hemen söylesin ve mücadeleyi bıraksın." 1

13 Haziran 2020 Cumartesi

İlhami Yazgan kimdir?

İlhami Yazgan, 1961 yılında Zonguldak'ın Alaplı ilçesinde doğmuş bir yazar, araştırmacı ve çevirmendir. Özellikle Batı arşivlerindeki saklı kalmış Anadolu ve Orta Doğu tarihlerini gün yüzüne çıkarmasıyla tanınır. 
Hayatı ve Eğitimi: Doğum ve Çocukluk: 1961 yılında Alaplı'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini yine Alaplı'da tamamladı.
  • Mesleki Eğitim: Karadeniz Ereğli Endüstri Meslek Lisesi'nden mezun oldu.
  • Almanya Kariyeri: 1979 yılında Almanya'ya yerleşti ve yaşamını halen burada sürdürmektedir. Çalışmalarında Alman kütüphane ve arşivlerinden yoğun şekilde faydalanmaktadır.

16 Ocak 2020 Perşembe

Bir Tutam Baharat (Zimt und Koriander)

Yunanlı sınamacı Tassos Boulmetis`in 2003 yılında çektiği „Politiki Kouzina“ adlı sinama filmi 1964 İstanbul'da yaşamış olan Rumları anlatıyor. Yer yer güldüren, yer yer iç burkan sıcak ve otobiyografik bir film olmuş.
Boulmetis 1957 İstanbul doğmuş. 1964’te ailesi ile birlikte Yunanistan`a göçmüş. Bir Tutam Baharat için "Hayatımın filmi" diyor. Kendi ailesinin ve yüzyıllarca yaşadıkları topraklardan ayrılmak zorunda kalan İstanbullu diğer Rumların öyküsünü ve kendi yaşadıklarını anlatmış filminde.
Ben filmi DVD üzerinden izledim. Selanik üzerine olan çalışmalarımdan haberdar olan Alman bir arkadaşım bir kaç yıl önce izlemem için vermişti. Lakin ancak fırsat bulabildim. İzlemeye başladığımda biraz önyargılıydım. İzledikçe yanıldığımı gördüm. İyi kurgulanmış bir hikayenin içersinde buluverdim kendimi. İstanbul`da yaşayan çekirdek bir Rum ailenin yaşamı, mutfağı ve işlettikleri bir aktar dükkanı (baharatçı) üzerinden, zorunlu bir göçün hikayesi anlatılmakta.

10 Mayıs 2019 Cuma

Unutulmuş bir hikaye ve Selanik hazinesi

15. yüzyılda İspanya’dan kovulan Yahudiler Osmanlı hakimiyeti altındaki Selanik‘e yerleşir. Zaman içersinde değişik meslek gruplarında büyük başarılar elde eden Yahudiler, buğday, kumaş, pamuk, yün ve ipek ihracatı yaparlar. Yünlü kumaşlar, giysiler ve yünlü tüm mamüller o dönemin önemli markaları arasında yer alır.
19. yüzyıla gelindiğinde Selanikli Yahudiler‘in nüfusu 80.000‘e ulaşır fakat 1912 yılında Selanik tekrar Yunan hakimiyetine geçer ve II. Dünya Savaşı patlak verir. Ardından Alman panzerleri Selanik‘e girer. Yahudiler bir alanda toplanıp trenlere bindirilir ve çalışma kamplarına gönderilir. Yahudilere ait işyerleri ve mallara el konulur;  kütüphanelerin değerli kitapları, elyazmaları, altın külçeler, mücevherler ve topluma ait değerli ayın objeler tekrar geri verilecek yalanıyla gasp edilir. Gasp etme işini Max Merten adında bir Nazi subayı yürütür. Yahudilere verilen söz tabi ki  tutulmaz. Toplanan hazine gemiye yüklenip Almanya‘ya doğru yola çıkar. Fakat gemi Messinia Körfezi açıklarında batar.

22 Nisan 2019 Pazartesi

Alman Panzerleri Selanik’e girdi…


Yunanistan, Almanya'ya İkinci Dünya Savaşı tazminatı talebini ayrıntılandıran resmi bir diplomatik not göndermeye hazırlanıyor. Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce yükselen tartışmalarda Yunanistan hükümeti Nazi işgali sırasında işlenen suçlara karşılık tazminat yolunun hala açık olduğu konusunda ısrarcı.

Almanya tazminatın 1960'da ikili bir anlaşma uyarınca ödendiğini iddia etse de Yunanistan, o tarihten bu yana derinleştirilen incelemeler sonucu 1941-1944 yılları arasında bir çok köyün tamamen yok olduğuna, 300 bin insanın açlıktan öldüğüne ve ülkenin Yahudi cemaatinin neredeyse tamamen ortadan kaldırıldığına dair bulguların genişlemesiyle talebin güncelliğini koruduğunu söylüyor.

15 Temmuz 2018 Pazar

Türkennoth-Köln ve Hoşgörü..

Köln kiliseleriyle ünlü bir Roma kentidir.
Roma dönemine ait kilise ve şehir surları hala ayaktadır.

Köln`ün tanınmış yazarı Heinrich Böll, Roma kiliseleri hakkında şunları yazmıştır: “Köln, Roma kiliseleri ile öne çıkması gerekirken, Dom  Katedrali ile üne kavuşmuş olmasını anlamıyorum!!“

Böll, Köln`ün Roma geçmişine böyle bir olumlu bir gönderme yapar.
Köln`de Roma döneminden ait irili ufaklı yaklaşık 200 kilise var. Bu kiliselerin büyük bir bölümü II. Dünya Savaşı sırasında malesef yok olmuş ya da çok azı günümüze kadar ulaşmış.

1 Ocak 2018 Pazartesi

Köln-Heinrich Böll-Yeni Yıl Mesajı


‘Köln’de yaşıyorum. Ren nehrinin, orta kesimlerindeki yumuşaklığından bıkıp genişlediği, uçsuz bucaksız düzlüklere ve Kuzey Denizi’nin sislerine doğru aktığı; dünyevi erkin asla çok ciddiye almadığı, ruhani erkin ise, Almanya’da genel olarak inanıldığının  tersine, daha az ciddiye alındığı; Hitler’in kafasına çiçek saksılarının fırlatıldığı ve Göring’le açıkça alay edilen Köln’de.. Benim yaşadığım şehir, Romalıların yaptığı kiliselerle ünlü olması gerekirken, Gotik Katedrali sayesinde üne kavuşmuş, Almanya’nın en eski Yahudi cemaatini barındırmış ve onu gözden çıkarmış bir şehirdir.‘‘

5 Ekim 2017 Perşembe

Ben Hıristiyan değilim ama ilahi olan herşeye ibadet ediyorum / Leopold Schefer

Ortaçağda siyasal ya da aşkla ilgili, gülünç yöresel olaylar ya da tek tek  öyküler, anekdotlar, efsaneler, savaşlar, doğal afetler bir kitapta toplanırdı. Edebiyat ustaları zamanla bu tarz çalışmaları ortak bir tema etrafında birleştirip, daha sağlam bir kurgu üzerinden, psikolojik ve konu derinliği olan edebiyat türüne dönüştürdüler. 19. yüzyılın başlarında kendini kabul ettiren bu edebiyat türü, bazen öyküden uzun ama romandan kısa anlatı olarak kabul gördü ve “kısa roman” ya da “Novella” olarak adlandırıldı.

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Na Drini Cuprija - Drina Köprüsü

 Yıl 1516.
Aylardan Kasım.
Osmanlı-Bosna Eyaleti`nde Hıristiyan çocukları ailelerinden zorla alan yeniçeriler, çocukları İstanbul`a götürmek üzere yola koyulurlar.
***********
Ailelerinden koparılan çocuklardan biri, Şahinoğlu Köyü’nden 10 yasında, esmer bir çocuktur. Osmanlı, Bayıca adlı çocuğa Mehmet adını verir. Yıllar geçer ve o esmer çocuk Osmanlı sadrazamı olur! İhtiyarladığında köyünden ve ailesinden zorla koparılmasının verdiği, acı ve kederi hafifletmek için hırçın, bazen azgın, çoğu kez de durgun akan Drina Nehri üzerinde bir köprü yaptırmaya karar verir. Sarp ve ışsız kıyıları, nehrin kestiği yolları köprüyle birleştirme arzusuyla yanıp tutuşan Osmanlı sadrazamı  köprünün yapımı için Mimar Sinan`ı görevlendirir. Köprü 5-6 yılda biter.
*************

25 Mayıs 2017 Perşembe

Kızıl Elma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gölbaşı’ndaki açılış töreninde "Yeni Türkiye mücadelemiz, bizim kızıl elmamız,  2053 Türkiye’sinin kızıl elmasını her şeyi ile gençlere emanet ediyorum“ deyip noktayı koyduğunda,   kızıl elma üzerinden  AKP’nin dindar gençlerine ne gibi mesaj iletdiğini çok merak ettim.

Konu ile ilgili meramımı gidermek için tarih arşivimde ne var ne yok bir baktım, pir baktım ki kısa sürede bir sürü ayrıntıya rastladım.

Bu ayrıntıları aktarmadan önce kısa bir tespit yapmak gerekir.