12 Nisan 2026 Pazar

IV - Bir Türk Kurtarıcı - Johannes Scherr - 1871 Leipzig (Çeviri: İlhami YAZGAN)

4.

Sakız Adası'nın tam karşısında, Anadolu ana karası güney ve kuzeye doğru çatallanan tuhaf şekilli Karaburun Yarımadası olarak denize uzanır. Dev bir yumurta şeklindeki kuzey ucu, İzmir Körfezi'nin batı sınırını çizer. Kütlenin merkezinde, Türklerin Karaburun, 15. yüzyıl Yunanlarının ise Stylarios dediği o sarp, uçurumlu ve ormanlık dağ sırası göğe yükselir.

Bu dağlık coğrafya, Türk tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Kültür tarihi açısından bakıldığında bu olay, Osmanlı’nın o uzun ve dehşet dolu tarihindeki pek çok ünlü devlet hamlesinden çok daha büyük bir öneme sahiptir.

III - Bir Türk Kurtarıcı - Johannes Scherr - 1871 Leipzig (Çeviri: İlhami YAZGAN)

Giriş

"Her tür hayalperesti otuzuncu yılında çarmıha gerin!
Dünyayı bir kez tanıdı mı, aldatılan kişi bir düzenbaza dönüşür."
— Goethe

1.

Acı ve haz, keder ve sevinç... İnsan hayatı denilen o büyük yanılsama, en mutlu haliyle bile bu iki uç arasında savrulup durur. Çünkü en mutlu insan bile, yeryüzündeki varoluşun getirdiği o ağır kötülük payından kaçamaz. Bu laneti görmezden gelmek, hatta onu bir lütuf gibi sunmak sadece bir göz boyamadır; nitekim dünya tarihi, bu zavallı yalanın çürütülmesinden ibarettir.

II - Johannes Scherr Kimdir? (Ilhami YAZGAN)

Johannes Scherr (1817–1886), 19. yüzyıl Alman düşünce dünyasının en özgün, keskin dilli ve çok yönlü figürlerinden biridir. Hem akademik bir tarihçi hem de ödün vermez bir demokrat olarak tanınan Scherr, hayatı boyunca her türlü dogmaya ve baskıya karşı savaş açmıştır.

1848 Devrimi’nin ateşli bir savunucusu olan Scherr, Württemberg Eyalet Meclisi’nde milletvekilliği yaparak demokratik bir Almanya idealini savundu. Ancak devrimin başarısızlığa uğramasıyla "vatan haini" ilan edilerek 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu mahkûmiyetten kurtulmak için İsviçre’ye kaçtı ve burada akademik kariyerine odaklanarak Zürih Politeknik Üniversitesi’nde tarih profesörlüğüne yükseldi. Sürgünde bile kalemini bir silah gibi kullanmaya devam ederek döneminin en saygın profesör ve yayıncılarından biri oldu.

I - Johannes Scherr’in Kaleminden Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa (İlhami YAZGAN)


1871’de Leipzig’de yayımlanan Bir Türk Kurtarıcı (Ein türkischer Heiland) adlı metin, 19. yüzyılın en üretken, aykırı ve entelektüel tarihçilerinden biri olan Johannes Scherr tarafından kaleme alınmış derinlikli bir tarihsel analizdir. Scherr, yalnızca akademik sınırlarla kısıtlı kalmış bir tarihçi değil, aynı zamanda Alman edebiyatının keskin dilli, tavizsiz bir kültür eleştirmeni ve hiciv ustası olarak tanınır. Onu dönemdaşlarından ayıran en temel özellik, 1848 devrimlerinin ateşli atmosferine bizzat katılmış, kendisini "radikal demokrat" olarak tanımlamış olmasıdır.

İki Farklı Bakış, Tek Bir İsyan

Barikatlardaki devrimci geçmişi, onun Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa gibi "alt tabaka isyanlarına" yönelik bakış açısını, sorgulanması gereken özgün bir noktaya taşır. Scherr’in anlatısında iki zıt kutup aynı anda varlık gösterir: Bir yanda halkın çektiği derin sefaleti, maruz kaldığı adaletsizliği ve "moral anarşi" içindeki çırpınışlarını iliklerine kadar hisseden bir devrimcinin duyarlılığı; diğer yanda ise kitlelerin kontrolsüz fanatizminden, mucizelere olan körü körüne inancından ve toplumsal yapıları yerle bir eden yıkıcı enerjisinden dehşete düşen, düzen meraklısı bir muhafazakarın soğukkanlılığı sezilir. Bu paradoksal yaklaşım Scherr’in kalemini hem sarsıcı hem de son derece analitik kılar. O, isyanın kalbindeki insancıl özü görürken, aynı zamanda bu özün nasıl bir kaosa dönüşebileceğini usta bir tarihçi titizliğiyle gözler önüne serer.

6 Nisan 2026 Pazartesi

Küllerden Tohuma: Bir Yazarın Kendini Keşif Yolculuğu

Karadeniz Ereğli: Edebiyatla Kesişen Yollar

Yıllar, sayfaların arasından süzülüp geçen rüzgârlar gibidir; bazen dindirir, bazen derinlerdeki tozları havalandırır. Bir kitabımın mürekkebi henüz kurumuşken, Karadeniz Ereğli’nin yerel gazetesinde hakkımda çıkan bir tanıtım yazısını okuduğumda hissettiğim şaşkınlık dün gibi tazedir. O toprakların evladıydım evet; ama sesimin o kıyılara nasıl ulaştığını, bu zarif elin sahibinin kim olduğunu o an kestirememiştim. Bu güzel sürprizin kaynağını sorma akıllılığını ise o günün heyecanına feda etmiştim.