13 Mayıs 2026 Çarşamba

Tarihin İzinde Bir Araştırmacı: İlhami Yazgan ve Eserleri - PDF iNDiR

Araştırmacı-yazar İlhami Yazgan, resmi tarihin gölgesinde kalmış figürleri ve toplumsal bellekleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Çalışmaları, özgün araştırmalar ve Almancadan yaptığı tarihsel çeviriler olmak üzere iki ana eksende toplanır.

Yazar, Monika Ertl kitabında Che Guevara'nın intikamını alan Alman devrimcinin Bolivya'daki mücadelesini belgelerle inceler. Tarihin Akışında Kürtler ve Eski Kürt Öyküleri eserlerinde ise Batı arşivleri ile oryantalist raporlarını referans alarak Kürt halkının sosyo-politik ve kültürel geçmişine ışık tutar.
Yazgan’ın çeviri çalışmaları ise Batı dünyasının Doğu inanç ve direniş hareketlerine bakışını yansıtır. Franz Babinger, Leopold Schefer ve Georg Jakob gibi isimlerden kazandırdığı eserler; Şeyh Bedreddin, Börklüce Mustafa ve Alevi-Bektaşi kültürü gibi önemli tarihsel konuları yabancı kaynakların perspektifinden Türkçeye sunar.
Sonuç olarak İlhami Yazgan, arşiv belgelerini edebi bir dille harmanlayarak saklı kalmış biyografiler ve toplumsal mücadeleler için nitelikli kaynaklar üretmektedir.
  • Monika Ertl:
    Che Guevara'nın katledilmesinin intikamını alan Alman devrimci Monika Ertl'in Bolivya'daki mücadelesini anlatır.
https://drive.google.com/file/d/1ynisOpuGk793IL7qMo5SpJem4jxl31KY/view?usp=sharing

Monika Ertl - Che'nin İntikamını Alan Kadın

Autor: İlhami Yazgan

Verlag: Ceylan Yayınları

Seitenanzahl: 119 Seiten [1]

Kurzbeschreibung (Türkçe)
Bolivya halkına yaşamını adayan Alman devrimci Monika Ertl'in hayatını ve mücadelesini konu alan bu araştırma-inceleme kitabı, Che Guevara ve İnti Peredo'nun katledilmesinin ardından Hamburg'da gerçekleştirilen intikam eylemini odak noktasına almaktadır. Eser, tarihi belgeler ve edebi bir dille "kaybolmuş bellekleri" gün yüzüne çıkararak halk düşmanlarına karşı yürütülen bu amansız direnişi derinlemesine inceler
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Tarihin Akışında Kürtler

Yazar: İlhami Yazgan Yayınevi: Zer Verlag 

Kısa Tanıtım
İlhami Yazgan'ın titiz araştırmaları sonucunda kaleme aldığı bu eser, Kürt halkının tarih sahnesindeki yerini, toplumsal dönüşümlerini ve kültürel kimliğini nesnel bir yaklaşımla ele almaktadır. Kitap; Batılı seyahatnameler, oryantalistlerin raporları ve arşiv belgeleri gibi zengin kaynakları referans alarak, geçmişten günümüze uzanan tarihsel süreci kapsamlı bir sosyo-politik analizle okuyucuya sunar.
Kayıp zamanların izini süren yazar, bu çalışmasıyla hem akademik çevreler hem de tarih meraklıları için dönemin karanlıkta kalmış dinamiklerine ışık tutan önemli bir kaynak sunmaktadır.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Kürdistan Kartalı Yado

Yazar:
Kamiran Alî Bedirxan & Herbert Oertel
Çevirmen: İlhami Yazgan
Yayınevi: Avesta
Kısa Tanıtım
Kamiran Alî Bedirxan ve Herbert Oertel tarafından ortaklaşa kaleme alınan ve ilk olarak 1937 yılında Almanya'da yayımlanan bu eser, Kürt direniş tarihinde cesaret ve yiğitliğin simgesi haline gelmiş olan Yado (Yadin Paşa) karakterini ve onun etrafında gelişen olayları bir roman denemesiyle aktarmaktadır. 
Almanca aslından İlhami Yazgan tarafından Türkçeye kazandırılan kitap; Kürt halkının özgürlük azmini, iç toplumsal ilişkilerini, değer yargılarını ve kültürel dinamizmini estetik bir dille ele almaktadır.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin

Yazar:
Franz Babinger
Çevirmen: İlhami Yazgan
Yayınevi: La Kitap
Kısa Tanıtım
Alman tarihçi Franz Babinger'in kaleme aldığı bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı figürlerinden biri olan Şeyh Bedreddin'i ve onun öncülük ettiği toplumsal başkaldırıyı inceler. Kitap, hareketin tarihsel, siyasal ve inançsal kökenlerine ışık tutarken, dönemin Anadolu ve Balkanlar coğrafyasındaki sosyo-politik yapıyı derinlemesine analiz eder.
İlhami Yazgan'ın titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılan çalışma, tarih meraklıları için dönemin gizemli kalmış yönlerini aydınlatan temel bir kaynak niteliğindedir.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Eski Kürt Öyküleri - İlhami Yazgan

Kuşaktan kuşağa aktarılan Kürt öykü ve söylenceleri, toplumun tarihsel, toplumsal ve siyasal yapısını anlamada önemli bir kaynak teşkil etmektedir [1]. 19. yüzyılda Batılı Oryantalistlerin (Eugen Prym, Albert Socin, Peter Lerch, Oskar Mann) dilbilimsel ve filolojik amaçlarla derlediği bu eserler, orijinalinde edebi yapıdan uzak, dil incelemelerine odaklıydı [1]. Bu kitap, söz konusu kaynaklardaki çeviri zorunluluklarını gidererek, öyküleri yeniden düzenlemektedir [1]. Eserde, Socin ve Prym’in Süryani bir anlatıcıdan derlediği hikayelerin yanı sıra, Peter Lerch’in 1855 Kırım Savaşı esirlerinden (özellikle Palulu Hasan) dinleyerek derlediği çalışmalar da yer almaktadır.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

19. Yüzyılda Alman Şarkiyatçıların Bektaşilik Serüveni

İlhami Yazgan tarafından derlenip Türkçeye çevrilen ve La Kitaptarafından yayımlanan 126 sayfalık araştırma-inceleme kitabıdır.

Hacı Bektaş Veli ve Bektaşiliğin 19. yüzyıl Almanya arşivlerindeki izlerini ve yansımalarını inceler. Eser, dönemin önde gelen üç Alman şarkiyatçısının çalışmalarını gövde olarak seçmiştir: Dr. Georg Jakob: Almanya'da Türkoloji çalışmalarının kurucularından olup, 1908 tarihli "Bektaşîlik Öğretisi Üzerine Denemeler" çalışmasıyla yer alır. Dr. Edmund Naumann: 120 yıl önce Hacı Bektaş dergâhına yaptığı ziyareti ve buradaki gözlemlerini aktarır. Dr. Felix von Luschan: 1890 yılında yayımlanan ve Likya bölgesindeki Tahtacılar ile Kızılbaşlar üzerine yaptığı etno-antropolojik araştırmaları içerir. Tarihsel Önemi: Batılı araştırmacıların Anadolu'daki Alevi-Bektaşi inanç önderlerine, ritüellerine ve el yazması kaynaklarına (Vilayetname, Makalat vb.) nasıl yaklaştığını özgün belgelerle ortaya koyar.

PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Güneşin Altında Çarmıha Gerilenler - Börklüce Mustafa

 

Alman şair ve gezgin Leopold Schefer tarafından 1840 yılında kaleme alınmış tarihsel bir novelladır. İlhami Yazgan ve Ganime Gülmez'in Türkçeye kazandırdığı bu eser, 15. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan en büyük toplumsal hareketlerden birini konu edinir. Anlatı, mülkiyet ortaklığına ve inanç özgürlüğüne dayalı adil bir dünya idealiyle yola çıkan Şeyh Bedreddin, Torlak Kemal ve özellikle hareketin askeri önderi olan Börklüce Mustafa'nın mücadelesine odaklanır. Batılı bir yazarın perspektifinden bu trajik direnişi ve isyanın bastırılma sürecini dramatik bir dille aktaran kitap, toplumsal eşitlik tarihine ilgi duyan okurlar için sarsıcı bir tarihi tanıklık sunmaktadır. 

PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

https://drive.google.com/file/d/197ZXIIq6TsvdiRDKxA3aBa251w90DJeB/view?usp=sharing

9 Mayıs 2026 Cumartesi

1911 Yılında Dillerin ve Renklerin Kavşağı Galata Köprüsü: Yüzlerce Dil, Tek Bir Şehir, Sonsuz Kültür…

İstanbul'da, Valide Sultan Camii yakınındaki "Yeni Köprü" (Galata Köprüsü) üzerinde dururken, Galata ile İstanbul arasında mekik dokuyan o kalabalığın konuştuğu dilleri ve lehçeleri defalarca saymaya çalıştım. Doğal olarak en çok Türkçe ve Rumca duyuluyor; ancak Ermenice, Arapça, Kürtçe ve Farsçayı da kolayca ayırt etmek mümkün. Bazı Çerkes askerlerin sert seslerini işitiyoruz; Abhaz bir dostumdan onların dilini anlamadığını ve bunun muhtemelen "Lezgice" olduğunu öğreniyorum. Dostum ayrıca, aynı alayda görev yapan birçok Çerkes arkadaşının birbirleriyle anlaşmak istediklerinde Türkçe konuşmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Toprağın Sırrı ve Bir Vefa Nişanesi: Bedreddin Müritleri’nin Ceviz Mucizesi

İstanbul’un ruhu, bazen Çemberlitaş’ın dar sokaklarında, bazen de bir dost meclisinin samimi buğusunda saklıdır. Şeyh Bedreddin’in makamı, sadece taşın ve toprağın buluştuğu bir nokta değil; adaletin, kardeşliğin ve "yarın yanağından gayrı her şeyde ortaklık" diyebilmenin yüzyıllara meydan okuyan fısıltısıdır.

Şehre her yol düştüğünde o eşiğe varmak, elleriyle mezarın tozunu silip süpürmek, aslında kendi vicdan aynasını parlatmak, ruhun kendi toprağını arındırmasıdır.Yıllar önce, o huzurlu temizlik anında yanınızda olan ve gönülden Bedreddin müritleri diye anılabilecek kadim dostlarla toprağı araladığınızda, karşınıza çıkan o iki ceviz sıradan birer meyve değildi.
O anın ve mekânın kutsiyetiyle birleşince, toprağın derinliklerinden uzanan bir elin, yüzyıllar öncesinden gelen bir tebessümün nişanesi gibiydiler. O gün orada, o cevizlerin varlığına bir ceviz mucizesi demekten başka bir açıklama aramadınız; çünkü gönül, rasyonalitenin soğuk duvarlarını yıkıp mananın sıcaklığına sığınmak isterdi.

2 Mayıs 2026 Cumartesi

Bektaşilik Bir İnanç mı, Yoksa Siyasi Bir Kurgu mu?

Anadolu’nun İslamlaşma ve Türkleşme sürecinde, halkın gönlünde Hacı Bektaş Veli kadar derin iz bırakmış bir başka figür bulmak zordur. Ancak tarih bilimi açısından "Hünkâr", bir bilge olmanın ötesinde aydınlatılması gereken devasa bir gizemmi dir?

H.H. Schaeder’in 1928 yılında Orientalistische Literaturzeitung’da yayımlanan "Zur Stifterlegende der Bektaschis" (Bektaşilerin Kurucu Efsanesi Üzerine) adlı makalesi, bu gizemi aralamak adına atılmış en cesur metodolojik adımlardan biri olarak kabul edilir. Bu çalışma, bir yandan Vilâyetnâme gibi efsanevi metinlerin içindeki tarihsel şifreleri çözerken; diğer yandan tarikatın doğuşu ve kurumsallaşma süreci üzerine dönemin dev alimleri arasında süregelen o meşhur akademik kavgaya hakemlik eder.

Akademik Bir Yol Ayrımı

Jacob’un "Kurgusu" ve Köprülü’nün "Miras" Savunusu

Makalenin ana ekseni, Alman şarkiyatçı Georg Jacob ile Türk tarihçiliğinin öncü ismi Fuad Köprülü arasındaki paradigma farkıdır. 1928 yılında H.H. Schaeder, bu iki dev alimin tartışmasına bir "hakem" gibi müdahale ederek, o dönem yayımlanan Vilâyetnâme üzerine sarsıcı bir analiz sunar.

Georg Jacob, Bektaşiliği 16. yüzyıla ait bir "kurgu" olarak değerlendirir. Jacob'un tezine göre; 1200'lerde yaşayan Hacı Bektaş sadece sıradan ve yalnız bir derviştir. Bugün bildiğimiz disiplinli, hiyerarşisi net ve kuralları belirli Bektaşilik ise aslında 1500’lerin başında Balım Sultan tarafından tasarlanmıştır. Jacob’un mantığı oldukça sadedir: "Eğer bir yapının kuralları, rütbeleri ve kıyafet yönetmeliği 1500’lerde ortaya çıkmışsa, o tarikat o tarihte kurulmuş demektir." Jacob’a göre Balım Sultan, dağınık derviş gruplarını bir araya getirerek onlara bir nizam vermiş; Osmanlı Devleti de bu yeni yapıyı Yeniçeri Ocağı...

Makalenin tamamını PDF olarak görüntülemek için alttaki linki tıklayınız

https://drive.google.com/file/d/1WO16hAUrb1SIY6AvQJPz6UiQlAgAiLfN/view?usp=sharing

12 Nisan 2026 Pazar

IV - Bir Türk Kurtarıcı - Johannes Scherr - 1871 Leipzig (Çeviri: İlhami YAZGAN)

4.

Sakız Adası'nın tam karşısında, Anadolu ana karası güney ve kuzeye doğru çatallanan tuhaf şekilli Karaburun Yarımadası olarak denize uzanır. Dev bir yumurta şeklindeki kuzey ucu, İzmir Körfezi'nin batı sınırını çizer. Kütlenin merkezinde, Türklerin Karaburun, 15. yüzyıl Yunanlarının ise Stylarios dediği o sarp, uçurumlu ve ormanlık dağ sırası göğe yükselir.

Bu dağlık coğrafya, Türk tarihinin en unutulmaz sahnelerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Kültür tarihi açısından bakıldığında bu olay, Osmanlı’nın o uzun ve dehşet dolu tarihindeki pek çok ünlü devlet hamlesinden çok daha büyük bir öneme sahiptir.

III - Bir Türk Kurtarıcı - Johannes Scherr - 1871 Leipzig (Çeviri: İlhami YAZGAN)

Giriş

"Her tür hayalperesti otuzuncu yılında çarmıha gerin!
Dünyayı bir kez tanıdı mı, aldatılan kişi bir düzenbaza dönüşür."
— Goethe

1.

Acı ve haz, keder ve sevinç... İnsan hayatı denilen o büyük yanılsama, en mutlu haliyle bile bu iki uç arasında savrulup durur. Çünkü en mutlu insan bile, yeryüzündeki varoluşun getirdiği o ağır kötülük payından kaçamaz. Bu laneti görmezden gelmek, hatta onu bir lütuf gibi sunmak sadece bir göz boyamadır; nitekim dünya tarihi, bu zavallı yalanın çürütülmesinden ibarettir.