4 Haziran 2026 Perşembe

Kılıçdaroğlu, AKP’nin "Mehdisi" mi?

Alman şarkiyatçı Erika Glassen, 1971 yılında yayımladığı “Schah Ismä'il, ein Mahdi der anatolischen Turkmenen?” başlıklı makalesiyle yerleşik tarih anlayışını kökten sarsmıştır.

Glassen, Safevi Devleti'nin kuruluşunu sadece askerî bir başarı olarak görmez. Bu süreci, Anadolu Türkmenlerinin sosyo-ekonomik krizler sonucu geliştirdiği “Mehdi” beklentisi üzerinden okur. Makale; Şah İsmail'i, Şii fıkhından ziyade baskıcı düzene karşı ilahi adaleti tesis edecek karizmatik bir kurtarıcı (Mehdi) olarak gören Türkmen kolektif psikolojisini analiz eder. Yazar, bu çalışmasında India Office Library'deki ünik bir Farsça yazmaya dayanır. Böylece Anadolu'daki heterodoks inanç yapısının tarihsel süreçteki sürekliliğini ve kültürel kodlarını ortaya koymayı hedefler.

Adolf Dirr’in Tanıklığıyla Tahtacı Yetimi Elif’in Savaş Trajedisi

Yetim Ermeni Kızları 
Münih’in köklü basın çınarı Knorr & Hirth yayınevinin Sendlinger Caddesi 80 numaradaki matbaasından, günde iki baskı yapan o meşhur Münchner Neueste Nachrichten Gazetesi makinelerinden taze mürekkep kokusu yükselmektedir. Genel Yayın Yönetmenliğini Dr. Fritz Gerlich’in üstlendiği, edebiyat ve sanat sayfalarının Dr. Tim Klein tarafından titizlikle idare edildiği gazetenin 74. cilt, 31. sayısında, sıradan bir muhabirin değil, dönemin en saygın dilbilimcisi ve Münih Etnografya Müzesi konservatörü Adolf Dirr’in imzasını taşıyan sarsıcı bir vesika yayımlanır.

I. Dünya Savaşı yıllarında Alman İmparatorluğu’nun Doğu’daki en büyük lojistik ve kültür projesi olan Bağdat Demiryolu şantiyelerinde, akıcı Türkçesi ve Doğu dilleri uzmanlığıyla resmi görevler üstlenen Dirr; bu kez akademik kimliğinin çok ötesine geçerek, Alman kamuoyunun karşısına kalbini burkan insani bir tanıklıkla çıkmıştır. Müellif, bu edebi-etnografik öyküyle savaşı kuru askeri raporlardan sıyırıp, tifüs salgınında anasını babasını kaybetmiş dört yaşındaki göçebe bir Tahtacı yetimi olan Elif’in trajedisi üzerinden tasvir eder.