Alman şarkiyatçı Erika Glassen, 1971 yılında yayımladığı “Schah Ismä'il, ein Mahdi der anatolischen Turkmenen?” başlıklı makalesiyle yerleşik tarih anlayışını kökten sarsmıştır.
Glassen, Safevi Devleti'nin kuruluşunu sadece askerî bir başarı olarak görmez. Bu süreci, Anadolu Türkmenlerinin sosyo-ekonomik krizler sonucu geliştirdiği “Mehdi” beklentisi üzerinden okur. Makale; Şah İsmail'i, Şii fıkhından ziyade baskıcı düzene karşı ilahi adaleti tesis edecek karizmatik bir kurtarıcı (Mehdi) olarak gören Türkmen kolektif psikolojisini analiz eder. Yazar, bu çalışmasında India Office Library'deki ünik bir Farsça yazmaya dayanır. Böylece Anadolu'daki heterodoks inanç yapısının tarihsel süreçteki sürekliliğini ve kültürel kodlarını ortaya koymayı hedefler.