![]() |
| Yeniceriler |
9 Haziran 2013 Pazar
’’Hayırlı Olay’’ asla tesadüf değildir!
1826’da Yeniçeri
Ocağı’nın kaldırılmasına paralel olarak Bektaşîlere karşı yönelik yürütülen
büyük operasyon sırasında ‘mezhepsizlik, Bektaşîlik ve dinsizlik’le suçlanıp,
üyeleri sürgüne gönderilmiştir...’’XVI. yüzyıl sonrası ’’Sünnilik’’ Osmalı’nın
resmi ideolojisi haline dönüşüp XVII. Yüzyılın sonlarından itibaren
Nakşilik hakim tarikat olarak iktidarı ele geçirince yeni bir dönemin de kapısı
aralanır: Bütün ’’kapıkullarına’’ rağmen Osmanlı’ya yar olmayan Yeniçerilerin
tasfiye edilmesi ve Bektaşi Babalarıyla birlikte binlercesinin katledilmesi
resmi tarihe ’’Vaka-i Hayriye’’ (Hayırlı Olay) olarak geçmesi asla tesadüf
değil, uzun yıllara yayılan bir planlamanın neticesidir.
Bir Grup Yorum konseri ardından
1985 yılında
üniversite öğrencileri tarafından İstanbul'da kurulan Grup Yorum, emekçi
halkların sesini, devrimci bir müzik anlayışıyla duyurmaya başladı. Grup Yorum,
kısa süre içerisinde muhalif duyarlılığın, haklar ve özgürlükler mücadelesinin
vazgeçilmez bir tarafı oldu.
Kişisel
olarak beni de etkileyen Grup Yorumu ilk çıktığı günden itibaren takip etmeye
çalıstım.
Cemo
Gün Gelir, Gel ki Şafaklar Tutuşsun. Cesaret. Türkülerde Grup Yorum adlı
albümlerini almışım. Yani iyi bir Grup Yorum dinleyicisi sayılırım. Ayrıca bu
makaleyi kaleme alırken de YouTube üzerinden Grup Yorum‘un ‘‘Dağlara Gel
Dağlara‘‘ parçasını dinliyorum.
Dün
akşam Düsseldorf şehrindeki Grup Yorum‘un konserinden sonra eve geldiğimde,
arşivimdeki kasetlerine baktım…….
Siyabendo ve Perihan
Kaynağını
Kürt halk mitolojisinden olan bu söylence bir Kürt masalıdır. Bu masalda adı
geçen Siyadem bir kahraman olarak ortaya çıkmış, hiç tükenmeyen sevgisinin ünü
dağları aşmış, uzak topraklara ulaşmıştır. Siyadem arka planda canlı bir
kültürle, gerçek ve sanatsal güzelliğiyle betimlenen Kürt masallar dünyasına
sürükler insanı.
Kamuran Ali Bedirhan, romanında halk arasında Siyabend ile Xece olarak da bilinen bu söylencenin ayrıntılarına girmeden mitolojik ögelerin perde arkasına vurgu yapmadan, masalın ana ögelerine sadık kalarak yalın bir anlatımla vermeye çalışmış. Bu anlamda Kamuran Ali Bedirhan, Siyabendo ve Perihan‘ın yazarı değildir. Ama kendisinin üzerine düşen görevi de en güzeliyle yapmış, romanında bu masalı yeni kuşaklara aktarmayı bilmiştir.
Kamuran Ali Bedirhan, romanında halk arasında Siyabend ile Xece olarak da bilinen bu söylencenin ayrıntılarına girmeden mitolojik ögelerin perde arkasına vurgu yapmadan, masalın ana ögelerine sadık kalarak yalın bir anlatımla vermeye çalışmış. Bu anlamda Kamuran Ali Bedirhan, Siyabendo ve Perihan‘ın yazarı değildir. Ama kendisinin üzerine düşen görevi de en güzeliyle yapmış, romanında bu masalı yeni kuşaklara aktarmayı bilmiştir.
Bota'nın Yiğitleri
Botan, güçün ve isyanın simgesi olmuştur her zaman. Bağrından nice
yiğitler, ölümsüz kahramanlar çıkmıştır. Botan’dan çıkan yiğitler kılıç
sallayıp at koştura dursun, biz dönelim öteye, kulak kabartalım, seslerine ses
verelim. Bakalım, görelim neler olmuş Botan’da?
Ucu bucağı olmayan bir yerdi Botan. At binip dolaşsan 40 yıl sürerdi.
Botan’da yaşayan insanlar, öyle maârif, öyle kudretli, öyle yiğit, öyle
direngen diler ki, orada yaşayan yiğit sayısını ancak mevlâ bilebilirdi. Bir
zamanlar adları şanları tüm ülkeye yayılmış Alaaddin ve Mübarek adında iki
kardeş, işte bu ucu bucağı olmayan Botan’da yaşıyorlardı. Yaz kış yaşadıkları
evleri ise, göğe varan karlı dağların doruklarındaydı. Gülcan adında bir de
dünya güzeli kızkardeşleri vardı. Dağların karlı doruklarını mesken edinmiş bu
üç kardeş, Osmanlı sultanına karşı geliyor, sultanın fermanlarını tanımıyor
onun emir kulları olan Cizre Beyliğine karşı duruyorlardı....
8 Haziran 2013 Cumartesi
İlhami Yazgan ’’KaybolmuşBellekler’i’’ kitaplarıyla geri veriyor
Kürt toplumu da dahil, tüm Doğulu halklar için „görsel tarih“in son derece önemli olduğunu bildiğim için, özellikle 1980/90’lı yıllardan itibaren yaptığım ya da yayımladığım Kürdoloji çalışmalarında, görsel ürünlere özel bir önem vermeye çalıştım. Gerek kendi çalışmalarımın, gerekse editör sıfatıyla yayımladığım eserlerin sonuna bir „Albüm“ eklemeyi adeta bir gelenek haline getirdim. Şimdilerde, sevinçle görüyorum kia, Kürdoloji alanında yayın yapan başka yayınevleri de aynı yolu izliyorlar. 1990’lı yılların başlarında Almanya’nın Bochum kentinde KOMKAR’ın düzenlediği bir etkinlikte tanıdım ilk kez İlhami Yazgan’ı. Kendisi de etkinliğe Kürt gravür ve eski fotoğraflarından oluşan bir sergiyle katılıyordu. Orada tanıştık ve daha sonra aralıklarla da olsa ilişkimiz devam etti. İlhami Yazgan’ın, bu süreç içerisinde çalışmalarını önce yazı daha sonra da kitap boyutunda bilince çıkarmasını sevinçle karşıladım ve ilgiyle izledim. Bunlardan ilki „Batılı Gezginlerin Seyahatnamelerinde Kürtler“ adını taşıyor ve 1997’de Almanya’da yayımlanıyordu. Bu, anlatımlı bir albüm çalışmasıydı. Gazete yazılarından oluşan ve bunun devamı sayılabilecek bir kitap çalışması da yine 2007 yılında Almanya’da yayımlanmıştı: Tarihin Akışında Kürtler.
30 Mayıs 2013 Perşembe
Istanbul'u mu yağmaladın?
Fatih, Osmanlı’nın beylikten devlete geçiş
ilanını Bizans Hazinesinden yağmalanan altınlarla yaptı.29 Mayıs 2013 Çarşamba
Osmanlı hayranlığı deyip geçmeyin!
AKP‘nin Osmanlı hayranlığı uzun bir süreden beri sürüyorsa bunun çok ciddi arka planı olmalı. Bu arka planı biraz irdelemek için 16‘yüzyılda yayımlanan nizamnameler ile AKP’nin çıkartığı son torba yasayı karşılaştırdık. Ortaya ilginç veriler çıktı.
29 Nisan 1572 yılında Galata Kadısı‘nın verdiği hüküm1 ile başlayalım;
Yıl 29 Nisan 1572. Galata Kadısı‘nın Hükmüdür;
Şarabın İstanbul sokaklarında tulumla taşımamalarına dâir: Galata iskelelerine yanaşan gemilerden mahzenlere fıçı yerine tulumlarıyla taşıyıp şehir içinde gezip müslümanların elbiselerine dokunduğundan dolayı tulumba ile taşınmasına yasak getirilmiştir.(Galata’da Hammallar Kethudâsı Şeyh Abdulkerim’e verildi) Fi 15 Zilhicce 979/29 Nisan 1572.
Yıl 24 Mayıs 2013. T.C. Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Hükmüdür
29 Nisan 1572 yılında Galata Kadısı‘nın verdiği hüküm1 ile başlayalım;
Yıl 29 Nisan 1572. Galata Kadısı‘nın Hükmüdür;
Şarabın İstanbul sokaklarında tulumla taşımamalarına dâir: Galata iskelelerine yanaşan gemilerden mahzenlere fıçı yerine tulumlarıyla taşıyıp şehir içinde gezip müslümanların elbiselerine dokunduğundan dolayı tulumba ile taşınmasına yasak getirilmiştir.(Galata’da Hammallar Kethudâsı Şeyh Abdulkerim’e verildi) Fi 15 Zilhicce 979/29 Nisan 1572.
Yıl 24 Mayıs 2013. T.C. Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Hükmüdür
28 Mayıs 2013 Salı
Ausstellung über Thessaloniki im Haus der Vielfalt / general-anzeiger-bonn.de
BONN. Eine Zeitreise mitten hinein in die Multikulti-Gesellschaft Thessalonikis bietet die aktuelle Ausstellung im Migrapolis-Haus der Vielfalt ihren Besuchern. Betriebswirt Ilhami Yazgan kam vor fünf Jahren auf die Idee, Postkarten aus Thessaloniki zu sammeln.
Warum gerade Thessaloniki? Yazgan: "Es gibt nicht viele europäische Städte, die einen so langen und kontinuierlichen Weg durch die Geschichte aufweisen". 70 auf A1 vergrößerte Postkartenmotive sind das Ergebnis seiner Recherchen. Viele Postkarten fand er in Archiven oder im Internet, Karten aus dem späten 19. und frühen 20. Jahrhundert.
Die Darstellungen belegen, dass Thessaloniki religiös und ethnisch schon immer vielfältig war - eine Heimat für orthodoxe Griechen, muslimische Türken, Juden, Serben, Armenier oder Roma. Belebte Handelsstraßen oder das Hafenviertel gehören zu den ausgestellten farbigen oder schwarzweißen Motiven. Bei der Auswahl der Motive ging es den Ausstellungsmachern Manuel Gogos, Ioanna Zacharaki, Hidir Celik und Ilhami Yazgan um Zeugnisse einer lebendigen Stadt, in der seit Jahrhunderten verschiedene Religionen und Kulturen miteinander leben
Die Darstellungen belegen, dass Thessaloniki religiös und ethnisch schon immer vielfältig war - eine Heimat für orthodoxe Griechen, muslimische Türken, Juden, Serben, Armenier oder Roma. Belebte Handelsstraßen oder das Hafenviertel gehören zu den ausgestellten farbigen oder schwarzweißen Motiven. Bei der Auswahl der Motive ging es den Ausstellungsmachern Manuel Gogos, Ioanna Zacharaki, Hidir Celik und Ilhami Yazgan um Zeugnisse einer lebendigen Stadt, in der seit Jahrhunderten verschiedene Religionen und Kulturen miteinander leben
26 Mayıs 2013 Pazar
100 Yıl Önce Selanik Sergisi`nden ilk fotoğraflar / 23. 05 / Almanya Bonn Şehri
![]() |
| Blick in die Ausstellung Sergiyi ilgiyle gezenler |
22 Mayıs 2013 Çarşamba
19. Yüzyıl‘da Alman Şarkiyatcıların Bektaşilik Serüveni
![]() |
| Dr. Felix von Luschan |
Bektaşilik ile ilgili Alman kaynaklarında ilk verilere, 1890 yılında Felix von Luschan`ın yayımladığı çalışmada rastlıyoruz. Anadolu arkeoloji ve antropolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Felix von Luschan, eskiden Likya olarak tanınan bölgede yaşayan Tahtacılar ile ilgili yaptığı araştırmalar kamuoyunda oldukça ilgi görmüştür.
3 Mayıs 2013 Cuma
Thessaloniki - Postkartenausstellung 24. Mai - 5 Juli 2013
Thessaloniki – eine historische Reise
Aus der Geschichte lernen –
Multikulturalität in Thessaloniki
Multikulturalität in Thessaloniki
Postkarten aus der Sammlung İlhami Yazgan
am 23. Mai 2013 um 18 Uhr
im MIGRApolis - Haus der Vielfalt
Brüdergasse 16- 18
53111 Bonn
Ausstellungsdauer: 24. Mai - 05. Juli 2013
7 Şubat 2013 Perşembe
Alevi-Bektaşi Edebiyatını Sunnileştirme Çabalarına Bir Örnek

Aşağıdaki hikaye Ömer Seyfettin`in Kurumuş
Ağaçlar kitabından alınmıştır. Uzun bir hikayedir ve Ömer Seyfettin`in son
hikayalerinden biridir.
Özgür Ansiklopedi Wikipedi, Ömer Seyfettin
hakkında şu bilgileri verir; ’’(Doğum 1884, ölüm 6 Mart 1920) Türk
edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi
yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca
edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin
savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.’’
İyi anlaşılması için tekrar vugulamakta yarar var;
Bundan ötesi yoktur!...
O, Türk Edebiyatı’nın başmimarlarından biri dir.
13 Kasım 2012 Salı
İlhami Yazgan
Zonguldak ilinin Alaplı kazasında 1961
tarihinde dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Alaplı’da yapan Yazgan,
Kdz. Ereğli’de Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirdi. 1979 yılında Almanya’ya
yerleşen Yazgan, bir süre Köln Mühendislik Fakültesi’nde okudu. Köln
Üniversitesi İşletme Bölüm mezunudur.
1985 yılından bu yana çeşitli gazete ve
dergilerde araştırma ve inceleme yazıları kaleme alan Yazgan’ın ilk
kitabı 1997 yılında Belge Yayınları’ndan çıkan “Eski Kürt Öyküleri”dir.
Bunu 1997’de Almanya’da yayımlanan “Batılı Gezginlerin Seyahatnamelerinde
Kürtler” adını taşıyan anlatımlı bir albüm çalışması izledi.









