4 Ekim 2014 Cumartesi

Şeyh Bedreddin kitabı hakkında

La Kitap Yayınları'ndan kısa bir süre sonra çıkacak olan Şeyh Bedreddin kitabının çeviri serüveni ve kitapla ilgili bir kaç teknik bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım bu paylaşım hoşunuza gider. Kitap, 13.10 2014 tarihinden itibaren Türkiye'deki tüm kitapçılarda satışa sunulacak.

Babinger'in çalışmasına “Bektaşilik’’ üzerine yaptığım araştırmalar sırasında rastladım. 1920 yılında İslam Dergisi'nde yayımlanmış çalışmayı okuduğumda dilini ve mantığını hemen kavrayamadım. Kitabın bilimsel dilini ve 1920'lerin Almancasını anlamak biraz zaman aldı. İşe Babinger'in yaşamını ve yaşadığı dönemi incelemekle başladım. 1891-1967 yılları arasında yaşamış olan Alman şarkiyatçı Babinger, Osmanlı tarihini ters yüz etmiş biri olarak tanınır. Fatih Sultan Mehmed için ortaya attığı iddialı ve o kadar da çarpıcı “kuramparalık eğilimleri olan bir padişahtır’’ iddiasından dolayı Türk tarihçileri tarafından sevilmez. Hatta nefret söylemi ile anılır. Bu nefrete rağmen Türk tarihçileri Babinger’den sürekli olarak alıntı yapmışlardır. Nedeni ise, Fatih hakkında en ciddi biyografiyi Babinger yazmıştır. Osmanlı tarihi konusunda dünyada birkaç otoriteden biridir. 1935`lerda Naziler kafa tutmuş. Üniversitedeki görevinden istifa edip Almanya’yı terketmiştir. Türkiye’de gönüllü askerlik yapmış. Türkler hakkında yüzlerce makale yazmıştır. Türkler’in ruhunu iyi tanır! Fatih Sultan Mehmed için “yıkıcı, canı ve Hrıstiyanlığa sempati duyardı’’ iddiaları hâlâ geçerlidir. Fatih’in kan kardeşi “Drakula’’yı ortaya çıkartan odur.

11 Eylül 2014 Perşembe

Güzeller güzeli Aya İrene ve Fatih

Azize İrene
İtalya kurulmadan önce 16/17. yüzyılda bir çok İtalyan devleti vardı. İrili ufaklı bu İtalyan devletleri, Osmanlı İmparatorluğu ile sıkı bir ticarî ve diplomasi  ilişkisi içindeydiler. Özellikle Venedik ve Cenevizliler, Osmanlılarla olan yazışma ve belgeleri bir şekilde kayıt altına almış. İtalyanlar’ın söylemiyle “Konstantinopleˮ yi ziyaret etmiş olan elçi ve tüccarların yanı sıra, Osmanlı topraklarında istihbarat faliyeti yürüten seyyah ve casuslarda varmış. Keza Osmanlı’da 1600’lardan itibaren irili ufaklı İtalyan topraklarında Osmanlı Devleti adına görev yapan diplomatlar barındırmış. Tüm bunlar bize, İtalyan arşivlerde çok ama çok zengin bir Osmanlı arşivinin olduğunu göstermekte. Ancona, Cenova, Venedik, Roma ve Palermo arşivleri sıkı bir taramadan geçirilirse ortaya yeni belgelerin çıkacağı kesin. Günümüzde bilinen belgeler incelendiğinde bile, insan Venedik ve Cenevizliler’in Osmanlı İmparatorluğu‘nun doğal bir müttefikiymiş hissine kapılmakta.


16 Ağustos 2014 Cumartesi

Almanya`nın Ezidilere olan ilgisi çok eskilere dayanır

Soykırımla karşı karşıya olan Ezidiler`in dramı Alman hükümeti ve Alman komuoyunu harekete geçirdi. Acil insanı yardımı artıran Alman hükümeti, savaştan sonra ilk defa silah sevkiyatı yapmaya karar verdi. Almanya tarihine bakıldığına Almanya`nın Ezidilere olan ilgili çok eskilere dayandığını görmekteyiz. 15 yıl önce kaleme aldığım bu makale Almanlar"ın Ezidilerle olan ilişkisi irdelenmekte.
Ezidiler toplu halde ibadet ederken
Benim bilgim, tüm varlıkları kuşatır
Benim varlığım, benden gelir.
Benim gelişimin nedeni, yine benim;
Zamanını da bilen benim
                                      (Şeyh Adı’nın ilahisinden bir bölüm)

Petersmann Mitteilungen adlı bir dergide, Oryantalist Dr. Wilhelm Bachman’ın 1914 yılında Kürdistan’a yaptığı gezinin notları yayımlar. Musul’dan başlayıp, Van’a kadar uzanan gezisiyle ilgili yayımanan notlarının bir yerinde şunlar yazılıdır; “21 Temmuz 1911 tarihinde, kervanlarımız Musul’dan ayrıldı ve aynı gün Yezidi Kürtlerin yaşadığı Baadri Köyü’ne ulaştı. O dönemde köyün ileri gelenlerinden ve Ezidi Kürtler`in ruhani reisi, Ali Bey`le tanışma fırsatınımız oldu”

Dr. Bachman, Baddri köyündeki edindiği izlenimlerini, Ezidiler`in ruhani lideri Ali`Bey hakkındaki görüşlerini, tapınma biçimlerini gezi notlarında yazmakla Almanya’da, Ezidilere karşı var olan ilginin daha da artmasını sağladı. Dr. Bachman gezi notlarının bir yerinde Ezidilerin ruhani lideri Ali Bey’in kendi görüşmesinden kısa bir süre sonra öldürüldüğünü,  suikasta kurban gittiğini çarpıcı bir biçimde anlatırken Ezidiler`in tapınma ve kutsal kitaplarından da söz eder. Kürdolog Bazıl Nikitin’de yazmış olduğu “Kürtler” adlı eserinde Ali Bey’den övgüyle bahsetmistir. Ali Bey’in Müslüman din adamlarının da katıldığı toplantılar düzenlediği ve bu toplantılardaki tartışmalarda eksiksiz bir tarafsızlık içinde olduğunu belirtir.

8 Ağustos 2014 Cuma

Tarihte Ezidilere yapılan zulüm ve katliamlar

Ezidi Seyhi Hüseyin Bey
Bu makaleye konu olan belge, Kürt halkının eski inançlarından Zerdüştlüğün devamı olan ve geçmişte Fars, Arap, Türk egemenleri tarafından 72 büyük katliamdan geçirilmiş Ezidilerle ilgilidir. Tarih boyunca 80 kere kendi topraklarından uzaklaştırılmış, şeytana taptıkları bahane edilerek katledilmiş. Ezidilerin sayıları gün geçtikçe azalıyor. Ezidilik artık “yok olmuş dinler” kategorisinde yer almakta. Bu makalede adı geçen belge (buna muhtıra da diyebiliriz), 1872-1873 yılları arasında Sincanlı Kürt Ezidiler tarafından kaleme alınmış.


1861 yılında Osmanlı tahtına oturan II. Abdülaziz, komutanlarından Muhammet Tahir Bey’i İstanbul’dan Musul’a gönderir. Musul’a bağlı Sincan dağlarında yaşayan Ezidilerin toplanıp Osmanlı ordusuna askerlik yapmaları için emir verir. Sultan II. Abdülaziz tarafından görevlendirilen Tahir Bey, sultanın fermanını Yezidi ileri gelenlerine iletir. Fermanda, 15 bin gencin 10 gün içerisinde hazır olması emredilir. Tahir Bey, Yezidi ileri gelenlerine 10 günlük bir süre tanır. Yezidi ileri gelenleri kendilerine tanınan bu süre zarfında, neden Osmanlı ordusuna askerlik hizmeti yapamayacaklarını açıklayan bir deklarasyonu Tahir Bey’e sunarlar.

3 Ağustos 2014 Pazar

Emek hırsızları

Yıl 2002. 
Yurtdışında faliyet gösteren bir Kürt örgütüne kültürel bir proje  sunuyorum. 2003 yılı için çıkaracağınız duvar takvimini eski Kürk motiflerinin süslediği gravürlerle yapalım diye. Teklif kabul görüyor. Arşivimdeki Kürtleri betimleyen gravürleri titizlikle konularına göre tasnif  edip 2003 duvar takvimini hazırlayacak arkadaşa teslim ediyorum. Bu çalışmanın herhangi bir mali boyutu yok. Herşey gönüllülük bazında. Ben gravürleri veriyorum, onlar basıp üyelerine yeni yıl hediyesi olarak verecekler. Beraber Kürt tarihine not düşmek istiyoruz. Duvar takviminde doğal olarak örgütün logosu olacak ve bir de gravürlerin altında ya da takvimin herhangi bir yerinde "Gravürler İlhami Yazgan Arşivinden alınmıştır" ibaresi. O kadar.

28 Temmuz 2014 Pazartesi

Franz Babinger Kimdir?

1891-1967 yılları arasında yaşamış olan Alman şarkiyatçı Babinger, Osmanlı tarihini terzyüz etmesiyle bilinir. Fatih Sultan Mehmed için ortaya attığı ’’eşcinsel’‘ eğilimlidir tezinden dolayı Türk tarihçileri tarafından pek sevilmez. Nefret söylemi ile anılır. 1953 yılında İstanbul’un Türkler tarafından fethedilişinin 500. yılı  dolayısıyla yazdığı kitap, Fatih ile ilgili şu ana kadar yazılmış en ciddi biyografi olarak kabul görmüştür. Kitaplarından batılı tarihçilerden çok, Türk tarihçiler alıntı yaparlar. Eserleri bilimselik arzeder. Tezleri öyle çürütülecek cinsten değildir. Osmanlı tarihi konusunda, tüm dünyada otorite birkaç isimden biri kabul edilir. Tezleri baba tezlerdir yani. İlginç bir kişiliği vardır. Pek ele avuça sığmaz! Naziler iktidara geldiğinde politik düşüncelerinden dolayı 1935 yılında  Berlin

24 Temmuz 2014 Perşembe

Zulamda biriken sorular ve Kürek Mahkumları

Bir kaç hafta önce TV10`da haftalık “Yol Erkan“ Programını yapan Mustafa Deprem aradı. İlhami, bu aralar Şeyh Bedreddin ile ilgili bir kitap üzerinde çalıştığını biliyorum, gel çeviri bitmeden Şeyh üzerine bir program yapalım dedi. Severek kabul ettim. Programı yaptık. Gelen tepkiler olumlu. Mustafa Deprem“e  buradan tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.

1 saat süren program için biraz hazırlık yaptım. Programa çıkacağız, ele güne rezil olmayalım. Torbamızda söyleyecek birşeylerimiz olsun. Hazırlık sırasında tekrar gördüm ki Şeyh Bedreddin`i en iyi anlatan Nazım Hikmet olmuş! Özellikle Şeyh Bedreddin`in Serez`deki darağacından müritleri tarafından  indirilme anı var ki, -Nazım`ın o anlatımı insanı alıp götürüyor. Okumaya başladığınızda vücudunuz vurgun yemiş gibi titremeye, sonra ateşlenmeye, ardından göz minelerinin nemlenmesi ve boncuk boncuk yaşların dökülme anı…. Bedreddin`i darağacından indirme bölümünü programın sonlarına doğru okudum. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Yayın sonrası birçok arkadaş, -sağ ve var olsunlar,   o bölümün programının en doruk  noktası olduğunu aktardılar. Doğrudur.

17 Haziran 2014 Salı

25 Yıl TÜDAY – BiR GECENiN ARDINDAN

3 Ay Önce. Yer: TÜDAY-Almanya/Türkiye İnsan Hakları Bürosu-Köln:


Gecenin görev dağılımı yapılıyor. Payıma düşen görevler: 

25 yıl önce kurulan TÜDAY'ın 25. yılını, 8-10 dakikalık bir sinevizyonla anlatmak. İkinci görevim ise yurt dışında yaşayan yazarların geceye katılımı sağlamak. İmzaları ile insan haklarına destek vermeleri ve okuyucularıyla buluşturmak. Yurt dışında yaşayan yazarların bu girişime destek vereceklerini biliyorum. Ama yazarlara ulaşmak gerek. İlk temasım Selma Metin ile oluyor. Heyacanlanıyor Selma. Hemen işe koyulup yazarların bir listesini gönderiyor. Liste karşılıklı gidip geldikten sonra yazarları teker teker arayıp insan hakları mücadelesinde TÜDAY’ın yanında olmalarını, kitap ve imzaları ile destek vermelerini istiyorum. Büyük bir bölümü tereddütsüz evet diyor, gelemeyenler, Türkiye’de olanlar derin üzüntülerini aktarıyor.

"İnsan hakları ihlalleri hep olacak. Son yıllarda daha da azgınlaştı. Siz yazarlara sürekli ihtiyaç var. O nedenle bir sonraki etkinlikte görüşmek üzere" diye üzüntülerini kabul ediyorum.

Desteklerinden dolayı Selma’ya kocaman TEŞEKKÜRLERiMi iletiyorum.

30 Nisan 2014 Çarşamba

Anadolu Devriminin Dede Sultan'ı Börklüce Mustafa / Kitap Tanıtımı

İlk romanı „Aşkın Hünkarı Hacı Bektaş Veli / Şehdiz“ ile dikkatleri üzerine çeken Avukat Kemel Derin`in Destek Yayınları`ndan çıkan „Anadolu Devriminin Dede Sultan´ı Börklüce Mustafa“ romanını okudum bir solukta. Sonra bir kenara bıraktım. Konuyu az çok vakıf olduğum için romandan bir süre uzaklaşmanın doğru olacağına karar verdim. Roman da olsa okurken bolca not düşmüştüm kitabın sayfaları arasına.

Notların doğrultusunda tanıtım yazısını yazmanın zamanı geldi. Aradan 3-4 hafta geçti. Araya fazla zaman girmeden romanın sayfalarını tekrar karıştıralım. Bakalım neler çıkacak.
Kemel Derin´ile kısa bir süre önce facebook üzerinden sanal arkadaşlık kurmuştum. Romanı ilgilimi çekmişti. Türkiyeye gittiğimde kitabı satın aldım. D&R`lerde kitabı bulmak mümkün. Bulunmaz ise her kitapcıdan hemen ısmarlanıp bir kaç gün içinde gelmesi sağlanır.

25 Mart 2014 Salı

Güzeller güzeli Despina

 Sırp kralı Çüraç Brankoviç  Dünya`lar güzeli kızı Despina`yı  Osmanlı sarayına gönderdiğinde Despina daha 14 yasındaydı.

Mara Despina, II. Murat`dan hamile kalıp, -Osmanlı tarihçileri bunu kabul etmezler,  Fatih Sultan Mehmet`i Dünya`ya getirmiştir.

Osmanlı tarih yazıcıları buna karşın, Fatih`in annesininin Sinop hakimi İsfendiyar Bey`in kızı Alime Hatun olduğunu iddia ederler.

Yeni yetme tarihçiler de bu tezi savunurlar. Olay İslamcı zihniyetten kaynaklanmakta. Bu zihniyet Osmanlı padişah analarının yabancı uyruklu olmalarından her zaman rahatsızlık duymuştur. Bunu içlerine sindiremezler ve gerçeği çarpıtıp, İslami kılıflar arayıp, İslama yamamaya çalışırlar.

12 Mart 2014 Çarşamba

Konstantinople'nin Fethi

Bu aralar  ’’Konstantinople’nin Fethi’’ adlı ilginç bir kitap okuyorum.  Dr. A. D. Mortmann tarafından 1858 yılında yazılmış. Kitabı çekici olan yönü orijinal kaynakların kullanılmış olması.

 Mortmann, 1800’lerin ilk  çeyreğinde 10 yılını İstanbul’da geçirmiş.

Şehri çok iyi tanıyan şarkiyatcı. Bir İstanbul aşığı!

10 yıllık süre zarfında araştırma yapmış. Kaynak toplamış.

Fetihle ilgili anlatılan efsanelere kulak kabartmış.

Topografik veriler toplamış.