22 Ekim 2015 Perşembe

Geçmişten günümüzde yaşananlara bakabilmek...

Son günlerde yaşanan olaylar akıl alır gibi değil!

Akıl tutulması yaşıyoruz!

Ankara katliamı sonrası birileri „IŞİD`in öldürdüğü insan da, PKK`nın öldürdüğü insan değil mi?“ diye saçma sapan bir soru sorulabiliyor. Kimse cevabını vermiyor. Üç maymun pozisyonu alınıp kafalar kuma gömülüyor. Siyaset ölüler üzerinde yapılıyor.

17 Eylül 2015 Perşembe

Ya İslamiyeti kabul edersiniz ya da….

Almanya Şansölyesi Angela Merkel “çakmaˮ bir açıklama yapmış; „İleride çocuklarımıza diyeceğiz ki, Mekke daha yakın olmasına rağmen Irak ve Suriyeli Müslümanlar bize sığındılar!“  

Şansölye Merkel`in açıklaması (söylememiş olsa da!) sosyal medyada tıklama rekoru kırmış  durumda. Almanya’nın Irak ve Suriyeli Müslümanlara kapılarını aralamasından sonra  Merkel`e olan sempati Araplar arasında tavan yapmış durumda.

Haberlerden izliyor, gazetelerde okuyoruz, Irak ve Suriye`den kaçan mülteciler Viyana kapılarından geçip Münih üzerinden Avrupa`ya ulaşmaya başladı.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

'Zamanın Ruhu'na [1] Ters Düşen Bedirhan Bey İsyanı

Ahmet Kardam, ODTÜ mezunu, bir dönem TKP Merkez Komitesi üyeliği yapmış, 71‘deki askeri darbe sonrası yurt dışına çıkmak zorunda bırakılmış. 10 yıla mahkum edilmiş. Bir gün kız kardeşinden bir mektup alır ve 1840`larda Osmanlı'ya başkaldıran Bedirhan Bey‘in bir kaç kuşak öteden torunu olduğunu öğrenir. O günden sonra hem yüreği pır pır artar hemde ODTÜ‘lü olmanın verdiği avantajla, Osmanlı'ya başkaldıran Berdirhan Bey‘in Osmanlı arşivlerinde kim olduğunu araştırmaya koyulur. İyi de yapar!... Bedirhan Bey ile ilgili Osmanlı arşivlerindeki bilgilere ulaşır ve bir kaç yıllık bir araştırma sonrası ortaya iki ciltlik son derece kapsamlı bir kitap yayımlar.

28 Temmuz 2015 Salı

Dengebêj`lerden Çağdaş Homeros`lara……

Posta güvercinlerinin olmadığı, bir kenarı yanık mektupların yazılmadığı, „bak postacı geliyor, selam duruyor“ türkülerinin dillendirilmediği, ön tarafı motivli postakartlarının saaflarda antika niyetine satıldığı. Facebook`ların, Twitter`lerin cirit attığı, sosyal medyanın revaçta olduğu zaman diliminde, doğanın renk ve seslerinden başka gökte testekerlek bir Ay`ın buluduğu anda işe gitmek için ayaklandığımda  Facebookun mesaj bölümünde değerli dost Ezeli`den gelen iletiyi gördüm. Ezeli`nin benden bir isteği vardı, şöyle diyordu iletisinde: „Sevgili Dost bir gazeteci tarafından yakında benimle ilgili bir belgesel biyografi kitap çıkacaktır. “Ezeli ile ilgili kim ne dedi?” diye bir bölüm var. O bölümde senin de yer almanı isterim. Kitaplarımla ilgili görüşlerin olabilir ya da benimle ilgili bir anın olabilir. Eğer yazmak istersen görüşlerini en kısa zamanda yazar gönderirsen çok sevinirim. Sevgiler saygılar selamlar.“

11 Haziran 2015 Perşembe

Havaya Uçurulan “Eski Kürt Öyküleriˮ Okuyucusuyla Buluşuyor

“20 yıl önce, 3 Aralık 1994’te Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kardırga’daki binası ve Ankara bürosu eş zamanlı olarak bombalandı. Ulaştırma görevlisi Ersin Yıldız patlamada öldürüldü, 23 gazete çalışanı yaralandı. Bombalanmanın üzerinden 15 gün geçmeden Özgür Ülke gazetesi, dönemin Başbakanı Tansu Çiller imzalı “gizliˮ ibareli bir belge yayımlandı. Belgede doğrudan Özgür Ülke'nin ismi verilerek şu ifadeler yer alıyordu: “Bölücü ve yıkıcı faaliyetlere destek verecek şekilde yayın yapan basın organlarının faaliyetleri son günlerde devletin bekası ve manevi değerlerine açıkça saldırı şeklini almıştır. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik bu önemli tehdidin bertaraf edilmesi maksadıyla önlemlerin alınmasına...(İnternet-alıntı)ˮ

10 Nisan 2015 Cuma

Nasıl bir yüzleşme?

17 Nisan, cuma günü Köln'de “Türkiye/Almanya İnsan Hakları Derneği (TÜDAY e.V.)ˮ ile “Armenische Gemeinde Köln e.V.ˮ, “Nasıl bir yüzleşme?” başlığı altında ortaklaşa bir panel düzenliyorlar.

Panele Türkiye ve Avrupa`dan davet edilen aydınlar yüz yıl önce Anadolu topraklarında yaşanmış soykırımı masaya yatırıp “yüzleşebilmenin koşullarını" konuşacaklar. Paneli düzenleyen her iki kurum, etkinlik için uzun bir süredir hazırlık yapmakta. Hazırlık çalışmasının bir ayağını panel öncesi gösterilecek olan sinevizyon oluşturdu.

10 Şubat 2015 Salı

Ege'nin 'Zelotis, Bedreddin ve Çipras' adlı balıkları

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın parti programını okuyorum.
İlgimi çeken başlıklar şunlar:
“Yüksek gelirlilerden yüksek vergi alınacakˮ , “Hükümetin sadece kendisini seçen Yunan halkına karşı yükümlülükleri bulunuyor, başka kimseye karşı herhangi bir yükümlülüğümüz yokˮ , “Avrupa karanlık geçmişin yanlışlarını tekrarlamamalı. Bir halkı küçük düşürerek rezil edemez.ˮ

23 Aralık 2014 Salı

1915 – “Yeni Yılınız Kutlu Olsun!ˮ



Köln-Dom Katedralinin hemen yanında kurulan tarihi Noel pazarı, katedrale farklı bir hava katar. Bu tarihi anı yaşamak için  Belçika ve Hollanda gibi yakın ülkelerden günü birlik Noel pazarına ziyaretler yapılır. Bu nedenle Noel pazarı her zaman kalabalık, cıvıl cıvıldır.

Yıllar önce Köln`lü Ermeniler,  bu tarihi atmosfer içersinde ön ve yan cephesi baştan sona kadar camla kaplı katedralin toplantı salonunda bir etkinlik düzenlemişlerdi. Rengarek ışıklandırılmış, cam ağaçlarıyla süslü Noel pazarının çevreye yaydığı ışık, toplantı salonundan bakıldığında insanı alıp duygu yumağının içersine sürüklüyordu! İçine düştüğüm bu duygu yumağı beni o an bilinmeyen bir labirentin  köşesine atıvermişti.

22 Kasım 2014 Cumartesi

“Liberal İhanetˮ yeterli mi yoksa “Yüzyılın İhanetiˮ mi demeli?

Gazeteci Merdan Yanardağ’ın kısa bir süre önce Kırmızıkedi Yayınevi`nden çıkan kitabı Liberal İhanet`e hızlı bir şekilde göz atmış ve ilk izlenimlerimi kendisiyle paylaşmıştım: “Kitabını aldım. Hızlı bir şekilde göz attım. Yıllar sonra üniversite tezlerine kaynak olacak önemli bir çalışma. Bilimsel temeller üzerine oturtulmuş. Örnekler yaşamın pratiğinden. Veriler bir ülke için önemli olan entellektüel kesiminden alınmış. Okuduktan sonra bilgim yeter, kendime güvenirsem kitabınla ilgili avrupa postasındaki köşemde yazarım/yazmak isterim. Kalemine, yüreğine, özverine, ülke sevdana sağlık. Sevgiyle kal. Görüşmek umuduylaˮ

18 Ekim 2014 Cumartesi

HERKESİN BİR LAWRENCE’İ VAR. PEKİ KÜRTLER'İN LAWRENCE‘İ KİM?

Edward William Charles Noel Kürtlerle birlikte
(Diarz of Major Noel on Special Dutzmnin Kurdistan, 1919)
Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı sürecinde batı devletlerinin Anadolu toprakları üzerinde gerçekleşmesi için faaliyette bulunduğu çalışmalarından biri Ermenistan ve Kürdistan devletleriydi. Bu çalışmaları yapan batılı ülkelerin başında İngiliz ve Fransızlar geliyordu. Savaş süresince İngilizler Kürtleri kendi taraflarına çekmek ve Anadolu’da başlayan kurtuluş hareketini bastırmak için ellerinden gelen her çeşit eyleme giriyorlardı. İngilizler o dönemde „bütün Kürtleri“ kendi tarafına kazanmak ve kazanılan bu güç sayesinde Musul sorununun çözümünü kolaylaştırmak istiyordu. Bu nedenle işgal altında bulunan Güney Kürdistan’nın Süleymaniye kentine siyasi subayları Edward William Charles Noel’i, halkın nabzını yoklamak ve halk tarafından kabul görecek bir yönetim sistemini hazırlamak için gönderdi. Noel’in iki Kürt lehcesini iyi bilmesi nedeniyle bu işin üstesinden gelebileceği umut ediliyordu. DEVAMI ICIN TIKLA
http://www.avrupa-postasi.com/herkesin-bir-lawrencei-var-peki-kurtlerin-lawrencei-kim-makale,904.html

Kobanè direnişini öykülerde anlatmak…

Kobanè’de Kürtler’in İŞİD’e karşı bir aylık direnişten sonra adım adım başarı elde etmesi Avrupa ve Amerika’nın gündemine oturdu. Amarikalılar Kürt özgürlük savaşçılarını birer kahraman ilan ederken, Kobanè`deki destana vurgu yaptılar. Almanlar, PKK`ye silah verilmesini talep ederken, Alman politikacılar PKK yasağının kaldırılmasını tartışıyor... DEVAMI ICIN TIKLA

http://www.avrupa-postasi.com/kultur/koban-direnisini-oykulerde-anlatmak-h94184.html 

4 Ekim 2014 Cumartesi

Şeyh Bedreddin kitabı hakkında

La Kitap Yayınları'ndan kısa bir süre sonra çıkacak olan Şeyh Bedreddin kitabının çeviri serüveni ve kitapla ilgili bir kaç teknik bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım bu paylaşım hoşunuza gider. Kitap, 13.10 2014 tarihinden itibaren Türkiye'deki tüm kitapçılarda satışa sunulacak.

Babinger'in çalışmasına “Bektaşilik’’ üzerine yaptığım araştırmalar sırasında rastladım. 1920 yılında İslam Dergisi'nde yayımlanmış çalışmayı okuduğumda dilini ve mantığını hemen kavrayamadım. Kitabın bilimsel dilini ve 1920'lerin Almancasını anlamak biraz zaman aldı. İşe Babinger'in yaşamını ve yaşadığı dönemi incelemekle başladım. 1891-1967 yılları arasında yaşamış olan Alman şarkiyatçı Babinger, Osmanlı tarihini ters yüz etmiş biri olarak tanınır. Fatih Sultan Mehmed için ortaya attığı iddialı ve o kadar da çarpıcı “kuramparalık eğilimleri olan bir padişahtır’’ iddiasından dolayı Türk tarihçileri tarafından sevilmez. Hatta nefret söylemi ile anılır. Bu nefrete rağmen Türk tarihçileri Babinger’den sürekli olarak alıntı yapmışlardır. Nedeni ise, Fatih hakkında en ciddi biyografiyi Babinger yazmıştır. Osmanlı tarihi konusunda dünyada birkaç otoriteden biridir. 1935`lerda Naziler kafa tutmuş. Üniversitedeki görevinden istifa edip Almanya’yı terketmiştir. Türkiye’de gönüllü askerlik yapmış. Türkler hakkında yüzlerce makale yazmıştır. Türkler’in ruhunu iyi tanır! Fatih Sultan Mehmed için “yıkıcı, canı ve Hrıstiyanlığa sempati duyardı’’ iddiaları hâlâ geçerlidir. Fatih’in kan kardeşi “Drakula’’yı ortaya çıkartan odur.

11 Eylül 2014 Perşembe

Güzeller güzeli Aya İrene ve Fatih

Azize İrene
İtalya kurulmadan önce 16/17. yüzyılda bir çok İtalyan devleti vardı. İrili ufaklı bu İtalyan devletleri, Osmanlı İmparatorluğu ile sıkı bir ticarî ve diplomasi  ilişkisi içindeydiler. Özellikle Venedik ve Cenevizliler, Osmanlılarla olan yazışma ve belgeleri bir şekilde kayıt altına almış. İtalyanlar’ın söylemiyle “Konstantinopleˮ yi ziyaret etmiş olan elçi ve tüccarların yanı sıra, Osmanlı topraklarında istihbarat faliyeti yürüten seyyah ve casuslarda varmış. Keza Osmanlı’da 1600’lardan itibaren irili ufaklı İtalyan topraklarında Osmanlı Devleti adına görev yapan diplomatlar barındırmış. Tüm bunlar bize, İtalyan arşivlerde çok ama çok zengin bir Osmanlı arşivinin olduğunu göstermekte. Ancona, Cenova, Venedik, Roma ve Palermo arşivleri sıkı bir taramadan geçirilirse ortaya yeni belgelerin çıkacağı kesin. Günümüzde bilinen belgeler incelendiğinde bile, insan Venedik ve Cenevizliler’in Osmanlı İmparatorluğu‘nun doğal bir müttefikiymiş hissine kapılmakta.