23 Ocak 2016 Cumartesi

İLLE DE MAVİ / Kitap tanıtımı

Köln'de her yıl insan hakları haftası kutlanır. Her yıl kutlanır olmasını sağlayan, 2014 yılının ilk günlerinde kaybettiğimiz ve ömrünün sonuna kadar da insan hakları aktivisti olarak kalan Adnan Keskin dir. Adnan, 80`li yıllarda cezaevinden tünel kazarak firar eden ve ikinci firarından sonra yurt dışına çıkıp, ömrünün sonuna kadar Köln`de yaşamıştır.
Adnan'ın ölümünün ardından 2015 yılında Köln'deki insan hakları haftasına katılmış, ölmeden önce kaleme aldığı anı-roman tarzındaki “İLLE DE MAVİ” adli kitaptan bir bölümde ben okumuştum. Okuma maratonu tüm gün sürmüş, sırası gelen kendi bölümünü okuyup sevgili Adnan`ı anmıştı.

16 Ocak 2016 Cumartesi

Silivri'de tutuklu Erdem Gül'den mektup var...

Şahsıma “özel” gönderilmiş olsa da, “Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu” tarafından okunduğu için, ne yazık ki sevgili Erdem Gül’ün mektubu “özel” olma durmunu yitirmiştir.
O nedenle halkımız tafafından “GÖRÜLÜP” , “OKUNMASINDA” bir sakınca yoktur.

Sevgili İlhami Yazgan,
Bu, “içerdekiler hep zamanlarının olmadığını söylerler” tespitiniz önemli. Silivri’ye geleli beri (25 gün olmuş bu arada) ziyaretimize gelen çok sayıda insanın bize çekinerek, “ya bu kadar sık ve çatkapı gelişimizden rahatsız oluyor musunuz? Oluyorsanız lütfen söyleyin, kırılmayız” demesi aklıma geldi.

10 Aralık 2015 Perşembe

Bitmeyen Sürgün / Kitap Tanıtımı

“Bitmeyen Sürgün” kitabının ön sayfasından:

“İnsanın kendi yanlışlarından, acı deneyimlerinden ders almasından daha iyi bir yol yoktur.”

Bu söz Friedrich Engel'e ait. Okuyucuya “hoş geldin” der gibi. Kitabın yazarı tarafından bilinçli seçilmiş.

İlk okunduğunda çok şey ifade etmiyor. Oysa kitabı bitirip tekrar başa dönüldüğünde “kitabın özeti” bu yahu! diyor insan. Tarihi bir ders. Okuyucuyu kendi gerçeğiyle baş başa bırakıyor. Ufuk Bektaş Karakaya, “Bitmeyen Sürgün” kitabının yazarı.

5 Aralık 2015 Cumartesi

Bir Mektup İki Adres / Nr. 1


Sevgili Can,
Sevgili Erdem,


mektup yazma alışkanlığı 80 darbesinden bu yana bizde/bende bir tutku..

En son mektubumu sevgili Merdan Yanardağ için yazmıştım.

Ondan önce Ragıp Zarakolu (Danimarka barış ödülü aldı dün) ve oğlu Deniz'e gitmişti mektuplarım. Arada Nişanyan'a yazıyorum, ona nedense düzenli yazamıyorum, bilinç altında bir şey mi var ne?

Sevgili Can,
Sevgili Erdem,

25 Kasım 2015 Çarşamba

Bedreddin`in Kemikleri, Manakibname ve Torunu Hafız Halil

Anadolu`nun ender yetiştirdiği hümanist ve toplumcu önder Şeyh Bedreddin hakkında en kapsamlı çalışmayı Alman tarihçi Franz Babinger yapmıştır. Babinger ömrünün sonuna kadar Bedreddin`in ardından iz sürmüş, 1921`de Bedreddin hakkında yayımladığı doktara tezi sonrası, çeşitli dergilerde hayatı hakkında makaleler yazmıştır. Bedreddin`in idam edildiği Serez`i ziyaret etmiş,  türbesini bulmuş, torunu Hafız Halil`in yazdığı Manakibname`yi (Bedreddin`in Hayatı) de orada aramaya girişmiştir. Serez`e gittiği tarihten bir kaç yıl önce Bedreddin`in kemikleri ile türbede korunan kütüphane, Kadiri dervişleri tarafından 1924 yılında İstanbul`a götürüldüğünü hayal kırıklığı içersinde öğrendiğinde olumsuz etkilemez ve soluğu İstanbul`da alır ve Bedereddin`den geri kalanları İstanbul`da aramaya koyulur.

22 Ekim 2015 Perşembe

Geçmişten günümüzde yaşananlara bakabilmek...

Son günlerde yaşanan olaylar akıl alır gibi değil!

Akıl tutulması yaşıyoruz!

Ankara katliamı sonrası birileri „IŞİD`in öldürdüğü insan da, PKK`nın öldürdüğü insan değil mi?“ diye saçma sapan bir soru sorulabiliyor. Kimse cevabını vermiyor. Üç maymun pozisyonu alınıp kafalar kuma gömülüyor. Siyaset ölüler üzerinde yapılıyor.

17 Eylül 2015 Perşembe

Ya İslamiyeti kabul edersiniz ya da….

Almanya Şansölyesi Angela Merkel “çakmaˮ bir açıklama yapmış; „İleride çocuklarımıza diyeceğiz ki, Mekke daha yakın olmasına rağmen Irak ve Suriyeli Müslümanlar bize sığındılar!“  

Şansölye Merkel`in açıklaması (söylememiş olsa da!) sosyal medyada tıklama rekoru kırmış  durumda. Almanya’nın Irak ve Suriyeli Müslümanlara kapılarını aralamasından sonra  Merkel`e olan sempati Araplar arasında tavan yapmış durumda.

Haberlerden izliyor, gazetelerde okuyoruz, Irak ve Suriye`den kaçan mülteciler Viyana kapılarından geçip Münih üzerinden Avrupa`ya ulaşmaya başladı.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

'Zamanın Ruhu'na [1] Ters Düşen Bedirhan Bey İsyanı

Ahmet Kardam, ODTÜ mezunu, bir dönem TKP Merkez Komitesi üyeliği yapmış, 71‘deki askeri darbe sonrası yurt dışına çıkmak zorunda bırakılmış. 10 yıla mahkum edilmiş. Bir gün kız kardeşinden bir mektup alır ve 1840`larda Osmanlı'ya başkaldıran Bedirhan Bey‘in bir kaç kuşak öteden torunu olduğunu öğrenir. O günden sonra hem yüreği pır pır artar hemde ODTÜ‘lü olmanın verdiği avantajla, Osmanlı'ya başkaldıran Berdirhan Bey‘in Osmanlı arşivlerinde kim olduğunu araştırmaya koyulur. İyi de yapar!... Bedirhan Bey ile ilgili Osmanlı arşivlerindeki bilgilere ulaşır ve bir kaç yıllık bir araştırma sonrası ortaya iki ciltlik son derece kapsamlı bir kitap yayımlar.

28 Temmuz 2015 Salı

Dengebêj`lerden Çağdaş Homeros`lara……

Posta güvercinlerinin olmadığı, bir kenarı yanık mektupların yazılmadığı, „bak postacı geliyor, selam duruyor“ türkülerinin dillendirilmediği, ön tarafı motivli postakartlarının saaflarda antika niyetine satıldığı. Facebook`ların, Twitter`lerin cirit attığı, sosyal medyanın revaçta olduğu zaman diliminde, doğanın renk ve seslerinden başka gökte testekerlek bir Ay`ın buluduğu anda işe gitmek için ayaklandığımda  Facebookun mesaj bölümünde değerli dost Ezeli`den gelen iletiyi gördüm. Ezeli`nin benden bir isteği vardı, şöyle diyordu iletisinde: „Sevgili Dost bir gazeteci tarafından yakında benimle ilgili bir belgesel biyografi kitap çıkacaktır. “Ezeli ile ilgili kim ne dedi?” diye bir bölüm var. O bölümde senin de yer almanı isterim. Kitaplarımla ilgili görüşlerin olabilir ya da benimle ilgili bir anın olabilir. Eğer yazmak istersen görüşlerini en kısa zamanda yazar gönderirsen çok sevinirim. Sevgiler saygılar selamlar.“

11 Haziran 2015 Perşembe

Havaya Uçurulan “Eski Kürt Öyküleriˮ Okuyucusuyla Buluşuyor

“20 yıl önce, 3 Aralık 1994’te Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kardırga’daki binası ve Ankara bürosu eş zamanlı olarak bombalandı. Ulaştırma görevlisi Ersin Yıldız patlamada öldürüldü, 23 gazete çalışanı yaralandı. Bombalanmanın üzerinden 15 gün geçmeden Özgür Ülke gazetesi, dönemin Başbakanı Tansu Çiller imzalı “gizliˮ ibareli bir belge yayımlandı. Belgede doğrudan Özgür Ülke'nin ismi verilerek şu ifadeler yer alıyordu: “Bölücü ve yıkıcı faaliyetlere destek verecek şekilde yayın yapan basın organlarının faaliyetleri son günlerde devletin bekası ve manevi değerlerine açıkça saldırı şeklini almıştır. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik bu önemli tehdidin bertaraf edilmesi maksadıyla önlemlerin alınmasına...(İnternet-alıntı)ˮ

10 Nisan 2015 Cuma

Nasıl bir yüzleşme?

17 Nisan, cuma günü Köln'de “Türkiye/Almanya İnsan Hakları Derneği (TÜDAY e.V.)ˮ ile “Armenische Gemeinde Köln e.V.ˮ, “Nasıl bir yüzleşme?” başlığı altında ortaklaşa bir panel düzenliyorlar.

Panele Türkiye ve Avrupa`dan davet edilen aydınlar yüz yıl önce Anadolu topraklarında yaşanmış soykırımı masaya yatırıp “yüzleşebilmenin koşullarını" konuşacaklar. Paneli düzenleyen her iki kurum, etkinlik için uzun bir süredir hazırlık yapmakta. Hazırlık çalışmasının bir ayağını panel öncesi gösterilecek olan sinevizyon oluşturdu.

10 Şubat 2015 Salı

Ege'nin 'Zelotis, Bedreddin ve Çipras' adlı balıkları

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın parti programını okuyorum.
İlgimi çeken başlıklar şunlar:
“Yüksek gelirlilerden yüksek vergi alınacakˮ , “Hükümetin sadece kendisini seçen Yunan halkına karşı yükümlülükleri bulunuyor, başka kimseye karşı herhangi bir yükümlülüğümüz yokˮ , “Avrupa karanlık geçmişin yanlışlarını tekrarlamamalı. Bir halkı küçük düşürerek rezil edemez.ˮ

23 Aralık 2014 Salı

1915 – “Yeni Yılınız Kutlu Olsun!ˮ



Köln-Dom Katedralinin hemen yanında kurulan tarihi Noel pazarı, katedrale farklı bir hava katar. Bu tarihi anı yaşamak için  Belçika ve Hollanda gibi yakın ülkelerden günü birlik Noel pazarına ziyaretler yapılır. Bu nedenle Noel pazarı her zaman kalabalık, cıvıl cıvıldır.

Yıllar önce Köln`lü Ermeniler,  bu tarihi atmosfer içersinde ön ve yan cephesi baştan sona kadar camla kaplı katedralin toplantı salonunda bir etkinlik düzenlemişlerdi. Rengarek ışıklandırılmış, cam ağaçlarıyla süslü Noel pazarının çevreye yaydığı ışık, toplantı salonundan bakıldığında insanı alıp duygu yumağının içersine sürüklüyordu! İçine düştüğüm bu duygu yumağı beni o an bilinmeyen bir labirentin  köşesine atıvermişti.