27 Haziran 2026 Cumartesi

“Hayırlı Olay” (Vaka-i Hayriye) Yalanı ve Bektaşiliğin Tasfiyesi

XVI. yüzyıldan itibaren Sünnilik inancının Osmanlı İmparatorluğu’nun resmî ideolojisine dönüşmesi ve XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Nakşibendiliğin iktidarda hâkim tarikat olarak etkinlik kazanması, imparatorlukta yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu süreçte, tüm askerî güçlerine ve "kapıkulu" statülerine rağmen Osmanlı merkez yönetimiyle uzlaşmayan Yeniçeri Ocağı'nın tasfiye edilmesi; Bektaşi babalarıyla birlikte binlerce mensubunun katledilmesi tesadüf değildir. Resmî tarihe "Vaka-i Hayriye" (Hayırlı Olay) olarak geçen bu kırılma, aslında uzun yıllara yayılan devlet odaklı bir planlamanın neticesidir. Bu plan doğrultusunda, Yeniçeriler tasfiye edildiği gibi sayıları 700 civarında olduğu belirtilen ve büyük bir ekonomik güce ulaşan Bektaşi tekkeleri de ortadan kaldırılmış; mal varlıkları ise Nakşibendi tarikatlarının kullanımına sunulmuştur. Tekkelerle birlikte başta Bektaşi babaları olmak üzere binlerce Bektaşi ve bu inanca yakınlık duyan kişi katledilmiştir.

Rejimler Değişir, Çıraklar Kalır: Pabuççu Ahmed'den Gürsel Tekin'e

Tarih, sadece doğrusal bir çizgide ilerleyen kronolojik bir takvim değildir; o, belirli insan karakterlerinin ve toplumsal kaderlerin farklı asırlarda, farklı dekorlarla yeniden sahnelendiği devasa bir tiyatrodur. Bu tiyatronun en eski ve hiç eskimeyen oyunlarından biri, "en alttan başlayıp en üste tırmanan, sadakati ve gücüyle muktedirlerin kaderini değiştiren" aktörlerin hikâyesidir.

Bugün size, aralarında tam iki asır bulunan, dekorları ve ideolojileri tamamen farklı; ancak sosyolojik genetiği birebir aynı olan iki portreyi, 1826'nın Pabuççu Ahmed'i ile 2000'lerin Gürsel Tekin'ini anlatacağım. Ve en önemlisi, "omza dokunan o el"in iki asırlık sırrını...

4 Haziran 2026 Perşembe

Kılıçdaroğlu, AKP’nin "Mehdisi" mi?

Alman şarkiyatçı Erika Glassen, 1971 yılında yayımladığı “Schah Ismä'il, ein Mahdi der anatolischen Turkmenen?” başlıklı makalesiyle yerleşik tarih anlayışını kökten sarsmıştır.

Glassen, Safevi Devleti'nin kuruluşunu sadece askerî bir başarı olarak görmez. Bu süreci, Anadolu Türkmenlerinin sosyo-ekonomik krizler sonucu geliştirdiği “Mehdi” beklentisi üzerinden okur. Makale; Şah İsmail'i, Şii fıkhından ziyade baskıcı düzene karşı ilahi adaleti tesis edecek karizmatik bir kurtarıcı (Mehdi) olarak gören Türkmen kolektif psikolojisini analiz eder. Yazar, bu çalışmasında India Office Library'deki ünik bir Farsça yazmaya dayanır. Böylece Anadolu'daki heterodoks inanç yapısının tarihsel süreçteki sürekliliğini ve kültürel kodlarını ortaya koymayı hedefler.

Adolf Dirr’in Tanıklığıyla Tahtacı Yetimi Elif’in Savaş Trajedisi

Yetim Ermeni Kızları 
Münih’in köklü basın çınarı Knorr & Hirth yayınevinin Sendlinger Caddesi 80 numaradaki matbaasından, günde iki baskı yapan o meşhur Münchner Neueste Nachrichten Gazetesi makinelerinden taze mürekkep kokusu yükselmektedir. Genel Yayın Yönetmenliğini Dr. Fritz Gerlich’in üstlendiği, edebiyat ve sanat sayfalarının Dr. Tim Klein tarafından titizlikle idare edildiği gazetenin 74. cilt, 31. sayısında, sıradan bir muhabirin değil, dönemin en saygın dilbilimcisi ve Münih Etnografya Müzesi konservatörü Adolf Dirr’in imzasını taşıyan sarsıcı bir vesika yayımlanır.

I. Dünya Savaşı yıllarında Alman İmparatorluğu’nun Doğu’daki en büyük lojistik ve kültür projesi olan Bağdat Demiryolu şantiyelerinde, akıcı Türkçesi ve Doğu dilleri uzmanlığıyla resmi görevler üstlenen Dirr; bu kez akademik kimliğinin çok ötesine geçerek, Alman kamuoyunun karşısına kalbini burkan insani bir tanıklıkla çıkmıştır. Müellif, bu edebi-etnografik öyküyle savaşı kuru askeri raporlardan sıyırıp, tifüs salgınında anasını babasını kaybetmiş dört yaşındaki göçebe bir Tahtacı yetimi olan Elif’in trajedisi üzerinden tasvir eder.

13 Mayıs 2026 Çarşamba

Tarihin İzinde Bir Araştırmacı: İlhami Yazgan ve Eserleri - PDF iNDiR

Araştırmacı-yazar İlhami Yazgan, resmi tarihin gölgesinde kalmış figürleri ve toplumsal bellekleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Çalışmaları, özgün araştırmalar ve Almancadan yaptığı tarihsel çeviriler olmak üzere iki ana eksende toplanır.

Yazar, Monika Ertl kitabında Che Guevara'nın intikamını alan Alman devrimcinin Bolivya'daki mücadelesini belgelerle inceler. Tarihin Akışında Kürtler ve Eski Kürt Öyküleri eserlerinde ise Batı arşivleri ile oryantalist raporlarını referans alarak Kürt halkının sosyo-politik ve kültürel geçmişine ışık tutar.
Yazgan’ın çeviri çalışmaları ise Batı dünyasının Doğu inanç ve direniş hareketlerine bakışını yansıtır. Franz Babinger, Leopold Schefer ve Georg Jakob gibi isimlerden kazandırdığı eserler; Şeyh Bedreddin, Börklüce Mustafa ve Alevi-Bektaşi kültürü gibi önemli tarihsel konuları yabancı kaynakların perspektifinden Türkçeye sunar.
Sonuç olarak İlhami Yazgan, arşiv belgelerini edebi bir dille harmanlayarak saklı kalmış biyografiler ve toplumsal mücadeleler için nitelikli kaynaklar üretmektedir.
__________________________________________________________________________

  •  YENİ 
      Bizans Çökerken Börklüce Mustafa: İslam ve Hristiyanlığın Ortak  Şehidi

Monika Ertl - Che'nin İntikamını Alan Kadın

Autor: İlhami Yazgan

Verlag: Ceylan Yayınları

Seitenanzahl: 119 Seiten [1]

Kurzbeschreibung (Türkçe)
Bolivya halkına yaşamını adayan Alman devrimci Monika Ertl'in hayatını ve mücadelesini konu alan bu araştırma-inceleme kitabı, Che Guevara ve İnti Peredo'nun katledilmesinin ardından Hamburg'da gerçekleştirilen intikam eylemini odak noktasına almaktadır. Eser, tarihi belgeler ve edebi bir dille "kaybolmuş bellekleri" gün yüzüne çıkararak halk düşmanlarına karşı yürütülen bu amansız direnişi derinlemesine inceler
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Tarihin Akışında Kürtler

Yazar: İlhami Yazgan Yayınevi: Zer Verlag 

Kısa Tanıtım
İlhami Yazgan'ın titiz araştırmaları sonucunda kaleme aldığı bu eser, Kürt halkının tarih sahnesindeki yerini, toplumsal dönüşümlerini ve kültürel kimliğini nesnel bir yaklaşımla ele almaktadır. Kitap; Batılı seyahatnameler, oryantalistlerin raporları ve arşiv belgeleri gibi zengin kaynakları referans alarak, geçmişten günümüze uzanan tarihsel süreci kapsamlı bir sosyo-politik analizle okuyucuya sunar.
Kayıp zamanların izini süren yazar, bu çalışmasıyla hem akademik çevreler hem de tarih meraklıları için dönemin karanlıkta kalmış dinamiklerine ışık tutan önemli bir kaynak sunmaktadır.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Kürdistan Kartalı Yado

Yazar:
Kamiran Alî Bedirxan & Herbert Oertel
Çevirmen: İlhami Yazgan
Yayınevi: Avesta
Kısa Tanıtım
Kamiran Alî Bedirxan ve Herbert Oertel tarafından ortaklaşa kaleme alınan ve ilk olarak 1937 yılında Almanya'da yayımlanan bu eser, Kürt direniş tarihinde cesaret ve yiğitliğin simgesi haline gelmiş olan Yado (Yadin Paşa) karakterini ve onun etrafında gelişen olayları bir roman denemesiyle aktarmaktadır. 
Almanca aslından İlhami Yazgan tarafından Türkçeye kazandırılan kitap; Kürt halkının özgürlük azmini, iç toplumsal ilişkilerini, değer yargılarını ve kültürel dinamizmini estetik bir dille ele almaktadır.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin

Yazar:
Franz Babinger
Çevirmen: İlhami Yazgan
Yayınevi: La Kitap
Kısa Tanıtım
Alman tarihçi Franz Babinger'in kaleme aldığı bu eser, Osmanlı tarihinin en çarpıcı figürlerinden biri olan Şeyh Bedreddin'i ve onun öncülük ettiği toplumsal başkaldırıyı inceler. Kitap, hareketin tarihsel, siyasal ve inançsal kökenlerine ışık tutarken, dönemin Anadolu ve Balkanlar coğrafyasındaki sosyo-politik yapıyı derinlemesine analiz eder.
İlhami Yazgan'ın titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılan çalışma, tarih meraklıları için dönemin gizemli kalmış yönlerini aydınlatan temel bir kaynak niteliğindedir.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Eski Kürt Öyküleri - İlhami Yazgan

Kuşaktan kuşağa aktarılan Kürt öykü ve söylenceleri, toplumun tarihsel, toplumsal ve siyasal yapısını anlamada önemli bir kaynak teşkil etmektedir [1]. 19. yüzyılda Batılı Oryantalistlerin (Eugen Prym, Albert Socin, Peter Lerch, Oskar Mann) dilbilimsel ve filolojik amaçlarla derlediği bu eserler, orijinalinde edebi yapıdan uzak, dil incelemelerine odaklıydı [1]. Bu kitap, söz konusu kaynaklardaki çeviri zorunluluklarını gidererek, öyküleri yeniden düzenlemektedir [1]. Eserde, Socin ve Prym’in Süryani bir anlatıcıdan derlediği hikayelerin yanı sıra, Peter Lerch’in 1855 Kırım Savaşı esirlerinden (özellikle Palulu Hasan) dinleyerek derlediği çalışmalar da yer almaktadır.
PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

19. Yüzyılda Alman Şarkiyatçıların Bektaşilik Serüveni

İlhami Yazgan tarafından derlenip Türkçeye çevrilen ve La Kitaptarafından yayımlanan 126 sayfalık araştırma-inceleme kitabıdır.

Hacı Bektaş Veli ve Bektaşiliğin 19. yüzyıl Almanya arşivlerindeki izlerini ve yansımalarını inceler. Eser, dönemin önde gelen üç Alman şarkiyatçısının çalışmalarını gövde olarak seçmiştir: Dr. Georg Jakob: Almanya'da Türkoloji çalışmalarının kurucularından olup, 1908 tarihli "Bektaşîlik Öğretisi Üzerine Denemeler" çalışmasıyla yer alır. Dr. Edmund Naumann: 120 yıl önce Hacı Bektaş dergâhına yaptığı ziyareti ve buradaki gözlemlerini aktarır. Dr. Felix von Luschan: 1890 yılında yayımlanan ve Likya bölgesindeki Tahtacılar ile Kızılbaşlar üzerine yaptığı etno-antropolojik araştırmaları içerir. Tarihsel Önemi: Batılı araştırmacıların Anadolu'daki Alevi-Bektaşi inanç önderlerine, ritüellerine ve el yazması kaynaklarına (Vilayetname, Makalat vb.) nasıl yaklaştığını özgün belgelerle ortaya koyar.

PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

Güneşin Altında Çarmıha Gerilenler - Börklüce Mustafa

 

Alman şair ve gezgin Leopold Schefer tarafından 1840 yılında kaleme alınmış tarihsel bir novelladır. İlhami Yazgan ve Ganime Gülmez'in Türkçeye kazandırdığı bu eser, 15. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan en büyük toplumsal hareketlerden birini konu edinir. Anlatı, mülkiyet ortaklığına ve inanç özgürlüğüne dayalı adil bir dünya idealiyle yola çıkan Şeyh Bedreddin, Torlak Kemal ve özellikle hareketin askeri önderi olan Börklüce Mustafa'nın mücadelesine odaklanır. Batılı bir yazarın perspektifinden bu trajik direnişi ve isyanın bastırılma sürecini dramatik bir dille aktaran kitap, toplumsal eşitlik tarihine ilgi duyan okurlar için sarsıcı bir tarihi tanıklık sunmaktadır. 

PDF dosyasını indirmek için linke tıklamanız yeterlidir.

https://drive.google.com/file/d/197ZXIIq6TsvdiRDKxA3aBa251w90DJeB/view?usp=sharing

9 Mayıs 2026 Cumartesi

1911 Yılında Dillerin ve Renklerin Kavşağı Galata Köprüsü: Yüzlerce Dil, Tek Bir Şehir, Sonsuz Kültür…

İstanbul'da, Valide Sultan Camii yakınındaki "Yeni Köprü" (Galata Köprüsü) üzerinde dururken, Galata ile İstanbul arasında mekik dokuyan o kalabalığın konuştuğu dilleri ve lehçeleri defalarca saymaya çalıştım. Doğal olarak en çok Türkçe ve Rumca duyuluyor; ancak Ermenice, Arapça, Kürtçe ve Farsçayı da kolayca ayırt etmek mümkün. Bazı Çerkes askerlerin sert seslerini işitiyoruz; Abhaz bir dostumdan onların dilini anlamadığını ve bunun muhtemelen "Lezgice" olduğunu öğreniyorum. Dostum ayrıca, aynı alayda görev yapan birçok Çerkes arkadaşının birbirleriyle anlaşmak istediklerinde Türkçe konuşmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.