XVI. yüzyıldan itibaren Sünnilik inancının Osmanlı İmparatorluğu’nun resmî ideolojisine dönüşmesi ve XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Nakşibendiliğin iktidarda hâkim tarikat olarak etkinlik kazanması, imparatorlukta yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu süreçte, tüm askerî güçlerine ve "kapıkulu" statülerine rağmen Osmanlı merkez yönetimiyle uzlaşmayan Yeniçeri Ocağı'nın tasfiye edilmesi; Bektaşi babalarıyla birlikte binlerce mensubunun katledilmesi tesadüf değildir. Resmî tarihe "Vaka-i Hayriye" (Hayırlı Olay) olarak geçen bu kırılma, aslında uzun yıllara yayılan devlet odaklı bir planlamanın neticesidir. Bu plan doğrultusunda, Yeniçeriler tasfiye edildiği gibi sayıları 700 civarında olduğu belirtilen ve büyük bir ekonomik güce ulaşan Bektaşi tekkeleri de ortadan kaldırılmış; mal varlıkları ise Nakşibendi tarikatlarının kullanımına sunulmuştur. Tekkelerle birlikte başta Bektaşi babaları olmak üzere binlerce Bektaşi ve bu inanca yakınlık duyan kişi katledilmiştir.









