![]() |
| Leopold Schefer |
"Doğduğu yer,
küçük Muskau kasabasıydı. İtalya ve Yunanistan'ı kapsayan yaklaşık iki yıllık
seyahati dışında, doğumundan ölümüne kadar tüm ömrünü burada geçirdi.
Yetişkinlik yıllarında, Almanya'nın en güzel parkıyla ünlenen Muskau
Malikânesi'nde, Prens Hermann von Pückler’in yanında yönetici olarak görev
yaptı. Prens Pückler, Özgürlük Savaşları'nın hemen ardından bu büyük peyzaj
projesine başlamış ve parkın içine Schefer için yeni bir ev yapmayı da ihmal
etmemişti. Leopold Schefer, Bizans mimarisini andıran bu tek katlı evde, otuz
yılı aşkın bir süreyi bilgece bir sadelik ve edebi bir sessizlik içinde
geçirdikten sonra hayata gözlerini yumdu.
Onu 1820'li ve 30'lu yıllarda üne kavuşturan öyküleri
–başlıcaları Palmerio, Künstlerehe (Sanatçı Evliliği) ve Die
Osternacht (Paskalya Gecesi)– bu yüzden asla plansız değildir. Aksine,
yürüyüşleri sırasında son derece karmaşık planlar kurgulardı. Ancak bu planlar
bazen o kadar yapay ve aşırı yüklü olurdu ki ortaya derli toplu bir yapıdan
ziyade, fantastik ve akışkan bir karmaşa çıkardı. Yazma aşamasında bu karmaşık
yapıyla mücadele eder, sislerin dağılması gibi zahmetsizce ilerlerdi. Bu yüzden
öyküleri belirgin sınırlarını kaybederdi. Döneminde, Jean Paul'ün düşünce
dünyası zengin fakat biraz bulanık takipçilerinden biri olarak kabul edilirdi.
Aslında o bir taklitçi değil, takipçiydi. Zaten onu taklit
etmek mümkün de değildi; çünkü mizahi yönü tam gelişmemişti ve kendi doğasına
ait olmayan hiçbir şeyi asla yazmazdı. Geniş okuyucu kitlesi, bu tarzından
dolayı ilk başta ondan uzak durdu. Bu durum, yazarın kendisini daha net ve
disiplinli bir forma girmeye zorlamasıyla değişti. Bu dönüm noktası, Laienbrevier
(Meslekten Olmayanların Dua Kitabı) adlı eserinde gerçekleşti. Bu eserinde
düşüncelerini ve özlü sözlerini sundu. Bunlar bazen uzun uzadıya anlatılsa da
küçük bölümlere ayrılmış ve dizeler halinde akılda kalıcı kılınmıştı. Bu
dizeler biçimsel bir kafiye taşımasalar da sevgi dolu bir kalbe, güçlü bir
hayal gücüne ve Tanrı'yı arayan bir şairin ruhuna sahipti. Eserin içeriği o
kadar zengin ve sahiciydi ki, seçici okurlara büyük bir ilham ve teselli sundu.
İşte bu kitap onu geniş kitlelere sevdirdi. Laienbrevier ile zihnimizde,
Leopold Schefer adını taşıyan bir 'Hristiyan Bilgesi' imajı oluştu. Bu modern
bilge karakterin (Nathan) aramızdan ayrılışı, bugün pek çok insan tarafından
içten bir üzüntüyle karşılanmaktadır. Şair, 78 yaşında hayata veda
etmiştir."
(Bizler bu konuda kesin bir yargıda bulunmak istemeyiz.
Ancak kendi adımıza, bugüne kadar Schefer’i ne bir 'Hristiyan Bilgesi' ne de
Deist bir Nathan olarak gördük; aksine onu ılımlı bir panteist olarak
değerlendirdik. Eleştirmen Julian Schmidt bu konuda şöyle der:
"...Panteizm kavramında iki zıt görüş birbiriyle kesişir. Spinoza'nın
panteizmi, mutlak zorunluluğun katı düşüncesi altında tüm bireyselliği ezer;
insana evrensel bir ruha teslim olma gücü verir, fakat bireysel yaşama karşı
ilgi uyandırmaktan ziyade insanı hayata karşı kayıtsızlaştırır. Buna karşılık
Hint panteizmi ise –ki Alman mistisizminde kendini gösteren de budur– yaşayan
her şeyde ilahi bir öz görür ve bireye duyduğu bağlılık içinde genel fikirlerin
kaybolmasına izin verir. Hayvanları, bitkileri, hatta kendi gizli geçmişindeki
taşları dinler; normalde sadece insanda aranan yaşamı, ruhu ve bireyselliği tüm
gökyüzüne ve dünyaya yayar. İşte bu panteist şairler arasında Schefer ilk
sırada yer alır: Sıradan bir bakışın sadece ölümü gördüğü yerde, doğanın
damarlarında nabzın attığını duyan duyarlı ve şiirsel bir ruh. Onun için her
şey canlanır ve ruh kazanır; en büyük şey de en küçük şey gibi görünür, böylece
büyük ile küçük arasındaki uçurum ortadan kalkar... Bu sakin ve derin ruh
yapısında tek bir şey net olarak öne çıkar: Romantizmin dünyadan kopuk
spiritüalizmine olan kesin karşıtlık.")
Nationalzeitung gazetesi ise şu yorumu yapmaktadır:
![]() |
| Bizans mimarisini andıran tek katlı ev |
Schefer'in şiirsel dili, öğretici yazıları ve novellaları;
onun kişisel olanla genel olan arasındaki bitmeyen karşılıklı etkileşiminden
doğan, tamamen özgün karakterini taşır. Bu etkileşim onda bazen konuşmasına
Deist bir coşku veren, bazen de çok net ve katı bir düşünce ifadesine dönüşen
bir şevkle gerçekleşirdi. Estetik açıdan değerlendirdiğimizde Alman şairler
arasında benzersiz bir konuma sahiptir. Onun Laienbrevier’i derin
düşünen ruhlar için her zaman tükenmez bir ilham kaynağı olarak kalacaktır. Koran
der Liebe (Aşk Kur'an'ı) ve Hafis in Hellas (Yunanistan'da Hafız)
eserleri ise, dünya düzeninin ciddi ağırlığı yerine kahramanların tebessümünden
hoşlanan herkes için tazeleyici bir pınar olacaktır. Homers Apotheose
(Homer'in Tanrılaştırılması) adlı eseri ise muazzam bir epik şiir taslağı
olarak, merhum şairin zengin ve renkli dehasını her zaman
kanıtlayacaktır."
Schefer, geçirdiği felçten kaynaklanan fiziksel acılarını, kendisine sevgiyle bakan yakınlarının da desteğiyle sabırla göğüsledi. Hatta ilahi bir mizah anlayışıyla, hafızasının zayıflamasıyla bile dalga geçerdi. Doğu seyahatlerinden bahsetmeyi çok sever, güneşli yaşlılık günlerinde dostu Prens Pückler ile bir araya geldiğinde, adeta zamanla yarışarak yaşamın en güzel meyvelerini topladıklarına dair şakalar yapardı. Geride bıraktığı çok sayıda el yazması cilt, bu yaşamın anılarını barındırmaktadır ve gelecekteki biyografi yazarları için büyüleyici bir kaynak oluşturacaktır.
Bu çalışmalar, henüz bilinmeyen pek çok şiirsel eseri gün yüzüne çıkaracaktır. 13 Şubat'ta tekrarlayan bir felç şairin bilincini elinden aldı; hızla ulaştırılan tıbbi yardım ne yazık ki sonuçsuz kaldı. Schefer, çok sevdiği güneşin ışığına bir daha asla açmamak üzere gözlerini kapattı.
Leopold Schefer'in ölüm haberi (nekrolojisi) ilk olarak Wiener
Zeitung gazetesinde yayımlanmış olsa da Julian Schmidt'in eleştiri metni
dahil]bu uzun anma yazısın Allgemeine
Zeitung gazetesinin eklerinde (Beilage) 26 Şubat 1862, Çarşamba bu şekilde
yer almıştır.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder