20 Ekim 2024 Pazar

'Kızıl Milyarder'i Türkçeye çeviren İlhami Yazgan ile söyleşi

Merhaba, yeni kitabınız için sizi kutluyoruz. Okuyanı bol olsun. Kaleminize yüreğinize sağlık. Okuyucularımızın sizi daha yakından tanıması adına, kendinizden bahseder misiniz?

Emek ve alınterinin şehri Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Karadeniz Ereğli’de tamamladım. 1970’li yıllarda devrimci gençlik hareketinin içinde yer aldım. 1979 yılında Almanya’ya yerleştim ve Köln Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun oldum. 1990 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde araştırma ve inceleme yazıları yayınlıyorum. Alman arşivlerinde yaptığım araştırmalardan yola çıkarak Anadolu’ya özgü inanç ve kültür kaynaklarını yazı ve kitaplarıyla bilince çıkartmaya çalışıyorum. Franz Babinger, Leopold Schefer ve Felix von Luschan, Georg Jacob gibi bilim dünyasınca bilinen Alman oryantalistlerin çalışmalarını Türkçe’ye kazandırdım.

Beş İşçinin ruhu, 33 İnsanın yası…

 


Günlerden 2 Temmuz. Yıl 1993.

Köln Severins Köprüsü üzerinde seyir halindeyiz.

Nice doğal afetlere, savaşlara, ölüm ve tartışmalara konu olmuş Köln'ün Severins Köprüsü 1959'da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra inşa edildi.

Tamamen yeni bir köprüydü. Askılı köprü, şehir içi araç trafiğini Ren'in sağ kıyısındaki çevre yollarına bağlamakla ünlü.

Fakat 60 yıl önce köprünün inşaatı sırasında ciddi bir kaza meydana gelmiş.

Beş işçi hayatını kaybetmiş.

„Yazan“ Akman Gedik'in „Yazarlık“ dünyasına yolculuk

 Yazarlar kitap, makale, hikâye, senaryo, şarkı sözü, tiyatro oyunu gibi eserler kaleme alırlar. “Yazarlık” bir meslek hali. Hangi alanda yazıyorsanız o konuda profesyonel eser üreten kişiler için kullanılan bir ifade. Ticari gaye, ortaya bir eser çıkarma ve bunu kitleler ile buluşturmaya dayalı bir faaliyet.

Oysa “yazan” olmak; ticari bir gelir elde etme gayesi gütmeden, satış rakamları, okur adedi gibi verilere aldırmadan, edebi ve amatör bir ruhla yazının sihirli dünyasında yolculuk etmektir.

Bu makalede, „yazan“ Akman Gedik'in „yazarlık“ dünyasını aralayacağız.  Kısa bir süre önce Facabook üzerinden tanıştım sayın Gedik'le. Sevgili Gedik, bana gönderdiği kitabın ön sayfasına „Sevgili İlhami Hocama, Evlerin'de sessiz bir dili var, dinlemesini bilirsek“ cümleleri yazmış ve imzalamış.

Ermenilerin Türk Halk Müziğine Sunduğu Katkılar

Bugün çok kişinin aklına gelmese de Türkçenin yazımında kullanılan alfabelerden biri Ermeni alfabesidir. Türkçenin Ermeni harfleriyle yazılması, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Ermeniler tarafından 20. yüzyılın ortalarına kadar yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Ermenilere hitap eden bazı resmi belgelerin yanı sıra Ermeni harfli Türkçe bir edebiyat oluşmuş, gazete ve dergiler yayınlanmıştır.[1] Türkçe konuşan Ermeniler kendi alfabelerini kullanarak din, dil, tarih, edebiyat, coğrafya, müzik, kültür konularında birçok eser ortaya koymuşlardır. Ermenice başta olmak üzere başka dillerde de eserler yazmışlar, bunun yanı sıra Türkçeyi Ermeni harfleriyle yazmayı da tercih etmişlerdir.

Özellikle İstanbul’da 1800’lu yıllarda Ermeni harfli Türkçe birçok eser yayınlanmıştır.[2]  1840'tan cumhuriyetin ilanına kadar imparatorlukta dolaşımda olan 40'a yakın Ermeni harfli Türkçe süreli yayın bulunmaktadır.[3] Ermeni alfabesiyle Türkçe eserler arasında Ermeni âşıkların (Ermenice söyleyişiyle aşuğ) şiir ve destanları, hikâye ve romanlar, Türkçe türküler, batı dillerinden yapılan edebi çeviriler ve mezar taşı kitabeleri de bulunmaktadır.