22 Mayıs 2013 Çarşamba

19. Yüzyıl‘da Alman Şarkiyatcıların Bektaşilik Serüveni

Dr. Felix von Luschan
Ondördüncü yüzyıldan itibaren, sosyal ve siyasi bakımdan Anadolu coğrafyasını etkilemiş olan   Bektaşilik, 19. yüzyılın son çeğreğinde Alman şarkiyatcıların da dikkatini çekmiştir. Alman şarkiyatcılar, Bektaşilik üzerine yaptıkları araştırmalarını üç kanal üzerinden sürdürmüşlerdir. İlk olarak şark ve batı kaynaklarında ulaşabildikleri Vilayetname, Maqâlât, Tarih-i-âl-`Osmân, Fagrnâme, Üss-i-Zafer, Kashif al-Asrar gibi Bektaşi öğretisi için önemli olan elyazmaları olmuştur. İkinci yol olarak Bektaşi Derğahları ziyaret edilmiş. Üçüncü yol olarak Anadoluya, özellikle Likya Bölgesi’ne[1] yapılan seyahatler yapılmıştır.
 
Bektaşilik ile ilgili Alman kaynaklarında ilk verilere, 1890 yılında Felix von Luschan`ın yayımladığı çalışmada rastlıyoruz. Anadolu arkeoloji ve antropolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Felix von Luschan, eskiden Likya olarak tanınan bölgede yaşayan Tahtacılar ile ilgili yaptığı araştırmalar kamuoyunda oldukça ilgi görmüştür.
 




 
 Dr. Felix von Luschan, Anadolu'da arkolojik kazılar başta olmak üzere, orada yaşayan halklar hakkında bir çok makale kaleme almış ve uzun araştırmaları sonucunda Tahtacılar’a dair 1890 senesinde ‘‘Die Tachtadschy‘‘[2]  adıyla bir çalışma yayımlamıştır. Birçok fotoğraf ve ölçümlerle  desteklenmiş olan bu çalışma Tahtacılar ve Bektaşiler hakkındaki önemli bilgiler içermektedir. Dr. Felix von Luschan, araştırmalarının sonucunda, ortak fiziksel özellikler saptadığı Likya bölgesinde yaşayan halklar için; ’’özde hepsi Likya soylu'dur’’ der, ’’değişen salt dinleri ve dilleri olmuştur’’ belirlemesinde bulunur.

Dr. Edmund Naumann

Felix von Luschan’ın çalışmaları ardından 1890 yılında Alman Dr. Edmund Naumann`ın Hacı Bektaş’a yaptığı ziyaret gelmektedir. 1872 yılında Bağdat Demiryolları’nın yapımını üstlenen Almanlar, Dr. Naumann’dan Anadolu’da planlanan demiryolu güzergahı üzerinde ön bir çalışma yapmasını isterler.
Dr. Edmund Naumann bu çalışma sırasında yolu Hacı Bktaş Türbesine düşer.







Dr. Georg Jacob




19. yüzyilda Alman sarkiyatcilarin  Bektasilik serüveninde emeği geçenlerin başında Dr. Georg Jacob gelmektedir. Dr. Georg Jacob, 1862‘de doğmuştur. Alman üniversitelerinde Doğu dili ve edebiyatlarının yanı sıra ilahiyat ve etnoloji öğre­nimi görmüş, dönemin

önde gelen şarkiyatçılardan dersler almıştır. 1887'de doktora teziyle öğrenimini taçlandıran Dr. Georg Jacob, 1909 yılında çıktığı Türkiye se­yahatinde, uzun süreden beri ilgisini çeken Bektaşilik ile ilgili bilgiler toplamış ve bunları 19. yüzyılın ilk çeyreğinde yayımlamaya başlamıştır. Şarkiyatcılar arasında oldukça ilgi gören bu çalışmalar Dr. Jacob’u Bektaşilik alanında Almanya’da referans alınan biri yapmıştır.

1900`lü yılların başında öne çıkan önemli şarkiyatcılardan biri de Theodor Menzel olmuştur. Theodor Menzel, aynı zamanda Dr. Georg Jacob’un arkadaşıdır. Birlikte 1909 yılının sonbaharında Eskişehir’in güneydoğusunda bulunan Seyyid Battal Gazi Tekkesi’ni ziyaret ederler.  Dr. Georg Jacob, ziyaret sonrası ’’Zeitschrift für Assyrologie’’[3] adlı dergide yayımladığı makalesinde; “Bu kutsal yer, bir mimarın ayrıntılı bir incelemesine, ölçü ve çizimine değer”. diye not düşer

1925 yıllara gelindiğinde Dr. Theodor Menzel, Karl Wulzinger ile birlikte çıkardığı ‘‘Frigya’da Üç Bektaşi Tekkesi‘‘ adlı çalışmanın ardından 1925 yılında kaleme aldığı ‘‘Türklerin Eski Sufi Geleneği‘‘[4] adlı makalesinde Ahmet Yesevi, Yunus Emre ve Haçı Bektaş Veli’yi konu eder.


Dr. Georg Jakob hakkında bilgi verirken öğrencisi Rudolf Tschudi’den söz etmemek mümkün değil. Rudolf Tschudi "Türkische Bibliothek" adlı kitap dizisinde ’’Vilâjet-nâme des Hâdschim Sultan‘ı’’ ilk defa orjinal el yazmasından Almancaya çeviren kişidir. 1884 Basel doğumlu olan Rudolf Tschudi, Erlangen ve Hamburg Üniversitelerinde görevde bulunmuş, İslam ve Osmanlı Tarihi alanlarında önemli eserlere imza atmıştır. Rudolf Tschudi, 1909 yılında ‘’20 Yüzyıl’da İstanbul ve Çevresindeki Mevcut Bektaşi Derğahları’’ başlığı altında İstanbul ve çevresinde bulunan birkaç Bektaşi Derğahı’nı ziyaret etmiş, Bektaşi dervişi Hasan Tahsin Baba’dan edindiği izlenimleri de ekleyerek bir makale yayımlamıştır. Rudolf Tschudi, 1909 yılında İstanbul’a bulunan Bektaşi Hasan Tahsin Baba ile birlikte ziyeret ettikleri derğahların başında, Merdivenköy`deki Şahkulu Sultan Derğahı, Büyük Çamlıca`daki Hacı Tahir Baba Derğahı, Kızılçeşme`deki  Perişan Baba Ocağı, Topkapı Mahallesi’nin dışında bulunan Tekkeci Derğahı, Kağıthane’deki Hasan Baba Derğahı ve Eyyüb’deki Bademli Derğahları gelir.

Ilhami Yazgan / Köln / 2003



[1] [İ. Yazgan]: Adadolu’nun Teke Yarımadası’nı kapsayan antik bir bölgedir. Antalya ilinin batı kesimi, Muğla ilinin güneydoğu ucu.  
[2] Felix von Luschan, Die Tachtadschy und andere Überreste der alten Bevölkerung Lykies, Archiv für Antropologie XIX, 1892.
[3] Georg Jacob, Zeitschrift fur Assyriologie, Sejjid Gazi, Band XXVI, Strassburg
[4] Dr. Theodor Menzel